Ebay27 Rss Aboneliğihttp://ebay27.com/Jquery Sosyal Mühendisilik Php Haykırıtr2012-02-23 GMT2012-02-23 02:02:11http://ebay27.com/rsseBay Editor 2.0info@ebay27.com info@ebay27.comİnavosyonda Başarının Sırrıhttp://ebay27.com/detail.php?id=69Her ne kadar inovasyonda başarı için evrensel bir formül bulunmasa da, başarıya giden yolda minimum şartları sağlamanız gerektiğini bilmelisiniz.
Bunun için 
inovasyonun ne olduğunu ve nasıl yönetilmesi gerektiğini çok iyi anlamak gerek. İnovasyon, bir firmadaki farklı faaliyetleri kapsayan ve sürekliliği olan bir süreçtir. İnovasyonda başarılı olabilmeniz için tüm bu süreçleri inovasyonu odak alarak yönetmeniz gerekir.

İnovasyon yönetimi,

 firmanın teknolojiyi, iş süreçlerini (müşteriler, tedarikçiler, finansal ve dış kaynaklar vb.) ve insan ilişkilerini (kültür, iletişim, organizasyon vb.) inovasyonu destekleyecek ve teşvik edecek şekilde yönetmesi anlamına gelir. Bu nedenle, inovasyondaki başarınız iki faktöre bağlıdır:

 Teknik kaynaklar (insan, ekipman, bilgi, para, vb.) ve şirketinizin bunları yönetme becerisi.

 Bu iki faktörü başarıyla biraraya getirmek için ise hem stratejik hem de organizasyonel becerilere sahip olmalı veya bu becerileri edinmeli, geliştirmelisiniz. Firmanızda uzun vadeli bir bakış açısı, pazar eğilimlerini belirleme ve tahmin etme yeteneği, teknolojik ve ekonomik bilgileri toplama, işleme ve özümseme yeteği varsa stratejik becerilere sahipsiniz demektir.

Organizasyonel becerilere sahip olup olmadığınızı riskleri belirleme ve yönetme yeteneğinizi, operasyonel birimler arasındaki işbirliklerinin düzeyini, araştırma kurumları, üniversiteler, danışmanlık firmaları, müşteriler ve tedarikçiler ile oluşturduğunuz işbirliklerini ve insan kaynaklarına yaptığınız yatırımın düzeyini ve kalitesini sorgulayarak anlayabilirsiniz.



İnovasyon,
  • Yazılı hale getirilmiş, tüm firma tarafından paylaşılan ve uygulanan bir strateji varsa,
  • Firma içi ve dışı bağlantılar ve iletişim, güçlü ve etkin bir şekilde oluşturulduysa,
  • Değişimin gerçekleştirilmesi için gereken mekanizmalar kurulduysa ve işletiliyorsa,
  • İnovasyonu destekleyici bir organizasyonel yapı oluşturulduysa
başarılı olabilir.

Focusİn..
]]>
2012-02-09 22:40:07inovasyon/Organizasyonel --
İnovasyon: Kalkınmanın ve Rekabetin Anahtarıhttp://ebay27.com/detail.php?id=68"İnovasyon: Kalkınmanın ve Rekabetin Anahtarı" Hakkında Ne Dediler?
"Sattığımız ürünün değeri, aldığımızdan düşük." Ekonominin karmaşık süreçlerini beş sözcüğe indirgemek, bilimsel bir tutum olmayabilir. Ama, bu beş sözcük, Türkiye'nin vardığı noktayı özetliyor. Global pazarda zaten varolan ürünleri üretip satarak katma değer üretemeyiz. Türkiye, global pazarın gereklerinin yerine getirilmesinin önemini yavaş yavaş anlıyor. Şirin Elçi'yi, Türkçe sözcük karşılığı bile olmayan "inovasyon" gibi karmaşık konuyu herkesin anlayacağı bir dille yazdığı için kutluyorum ve kitabı, öncelikle siyasi karar vericilerin okumasını öneriyorum."

- Faruk Eczacıbaşı, Eczacıbaşı Holding Başkan Yardımcısı

"33 Avrupa ülkesinde ve dünya üzerindeki 3 farklı bölgede inovasyon politika ve uygulamalarına ilişkin gelişmeleri Avrupa Komisyonu için incelerken Türkiye'nin çarpıcı dinamizm ve potansiyele sahip olduğunu görüyorum. Bu potansiyelin en üst düzeyde kullanılması ve sonuçlarının topluma ve ekonomiye yansıması, inovasyonun öneminin anlaşılması ve stratejilerinin hayata geçirilmesiyle mümkün olacak. Bu konuda önemli bir deneyim ve birikime sahip olan Şirin Elçi'nin kitabının, Türkiye'nin arzu edilen sıçramayı yapması için gereken heyacanı yaratmasını umuyorum."

- Alasdair Reid, AB ‘Trend Chart on Innovation' Politika İzleme Ağı Yöneticisi


"Şirin Elçi'nin kitabı bu alanda ülkemizde önemli bir boşluğu büyük bir yetkinlikle doldurmaktadır. Elçi bu çalışması ile inovasyon kavramını, tanım ve terminolojisinin ötesinde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerden somut örneklerle anlaşılabilir kılmaktadır. Bu kitabın ülkemizde ulusal inovasyon sisteminden şirketlerin inovasyon stratejilerine kadar geniş bir yelpazede inovasyonun tartışılmasının üzerine inşa edilebileceği temel bir referans oluşturacağı kanısındayım."
- Prof. Gündüz Ulusoy, TÜSİAD-Sabancı Üniversitesi Rekabet Forumu Direktörü

"Şirin Elçi bize küresel rekabet ortamında başarılı olmanın anahtarını veriyor. Bunun için biz bürokratların bu kitabı çok dikkatli okuması gerekiyor."
- Dr. Ahmet Kesik, Maliye Bakanlığı, Strateji Geliştirme Başkanı

"Bir ülkede toplumsal refahı artırabilmek için çok önemli olan, öte yandan ülkemizde pek fazla bilmedigimiz inovasyon sürecini deneyimlerini de katarak kitap haline getirmiş olan sevgili Şirin Elçi'ye bu alana gönül vermiş bir kişi olarak teşekürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum.
- Doç. Dr. Cemil Arıkan, Ulusal İnovasyon Girişimi İcra Kurulu Üyesi

"Ülkelerin rekabet gücünün, dolayısıyla gönencinin artırılmasında, inovasyon etkinliklerinin yaşamsal rol oynadığı bilinen bir gerçek. Sayın Şirin Elçi, kitabında bu karmaşık sayılabilecek konuyu, herkesin anlayacağı bir dille ve bol örnekle anlatmış. Konuyla ilgili referans kaynağı olarak, mükemmel denebilecek bir eser. Kendisini kutlarım."
- Doç. Dr. Serhat Çakır, TÜBİTAK Bilim ve Teknoloji Politikaları Başkanı

"Avrupa Birliği'nin Lizbon/Barcelona hedefine ulaşmada Ar-Ge'nin yeterli olmayacağı;  inovasyon olgusunun mutlaka ve öncelikle ele alınması gerektiği konusunda şimdi tüm yetkililer fikir birliği içinde. Bu aşamada Türkiye'nin önünde yepyeni bir fırsat kapısı açılmış bulunuyor. Bu kapının ve onun arkasındaki yolun ise sağlıklı bir tarifi gerek. Bu aşamada Sayın Elçi'nin kitabı son derece sınırlı Türkçe kaynaklar içinde mükemmel bir çalışma ve referans niteliğinde; ayrıca zamanlaması açısında da çok başarılı. Konu ile ilgili tüm kişilerin okumasını temenni ederim."
- Uğur Yüce, TAFTIE (Avrupa Teknoloji Geliştirme Birliği), 2007 Yönetim Kurulu Başkanı

"İnovasyon;
Değerler zincirinin sürekli farklılaşarak yücelmesi...
Sadece düşünme, öğrenme, üretme değil, beklentilerin değişkenliğine, aklın ve bilimin ışığında sürekli uyum...
Evet; Şirin Elçi'nin sade bir dille, bir bilen olarak anlattığı, örneklerle tanıttığı, kalkınmanın ve rekabetin anahtarı inovasyon...Kutluyorum."

- Ahmet Arkan, Arfesan A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı


"Günümüzde dünyada yaşanan rekabet ortamında başkalarının çalışmalarını ve ürünlerini taklit ederek ayakta kalabilmek çok zorlaştı. Piyasa koşullarını ve gereksinimlerini hissederek, sezerek özgün, farklı, belki de sıra dışı ürünlerin geliştirilmesi ve pazarlanması gerekiyor. Ne yazık ki, bilgi aktarımına dayalı ezberci eğitim anlayışıyla yetişmiş insanların yapabildikleri taklitten öteye gitmiyor. Eğitimde değişim, çok uzun zaman gerektiriyor. Bu gün eğitim anlayışını değiştirseniz bile, ürünlerini yıllarca sonra alabiliyorsunuz. Bu durumda, kopyacılıkla bir yere varılmayacağının insanlara hissettirilmesi, onların üzerinden ölü toprağının kaldırılması, onların heveslendirilmesi ve yol gösterilmesi gerekmektedir. İşte bu amaçların gerçekleştirilmesinde, elinizdeki kitabın büyük katkısının olacağını düşünüyorum. "

- H. Alp Boydak, MEB Talim ve Terbiye Kurulu Üyesi


"Bir ülkede toplumsal refahı artırabilmek için çok önemli olan, öte yandan ülkemizde pek fazla bilmedigimiz inovasyon sürecini deneyimlerini de katarak kitap haline getirmiş olan sevgili Şirin Elçi'ye bu alana gönül vermiş bir kişi olarak teşekürlerimi ve tebriklerimi sunuyorum.

- Doç. Dr. Cemil Arıkan, Ulusal İnovasyon Girişimi İcra Kurulu Üyesi


"İnovasyon konusunda Türkiye'de ilk çalışanlardan olan Şirin Elçi, değerli bilgi birikimi ve deneyimlerini bu kitaba yansıtmış. Eğitici ve yol gösterici; aynı zamanda da akıcı dili ve örnekleriyle de okuyucuyu heyecanlandıran bir kitap... Ülkemiz için çok önemli bir katkı..."

- Dr. Lale Tomruk Gümüşlüoğlu, Bilkent Üniversitesi Öğretim Üyesi



]]>
2012-02-09 22:34:47inovasyon/Süreç --
İnovasyon Derneği Konferansı’nın Ardından Dr. Erik Arnold “İnovasyon Politikası ve Gelişhttp://ebay27.com/detail.php?id=67“İnovasyon Politikası ve Geliştirme için Araştırma” başlıklı konferans, geniş bir katılımla gerçekleşti. Konferansın açılışında bir konuşma yapan İnovasyon Derneği Başkanı ve TOBB Sanayi Daire Başkanı Dr. Mustafa Lale, inovasyonun ülkelerin 

kalkınması, sürdürülebilir büyümenin yakalanması, 

sanayinin rekabet gücünün artması ve toplumların refah düzeylerinin yükselmesinde oynadığı büyük rolün altını çizdi. İnovasyonun ülkemiz için acilen ele alınması gereken bir konu olduğunu ifade eden Dr. Lale, İnovasyon Derneği’nin bu alanda tüm kesimlerde farkındalık yaratmak ve kültür oluşturmak için gerçekleştireceği faaliyetlerle inovasyona dayalı bir toplum ve ekonominin oluşumuna katkıda bulunmak amacı ile kurulduğunu belirtti. Dr. Mustafa Lale, inovasyonun önemine inanan herkesi İnovasyon Derneği çatısı altında bir araya gelmeye davet etti. Konferansın ana konuşmacısı Technopolis Group Genel Müdürü Dr. Erik Arnold, her geçen gün gündemimizi daha çok meşgul eden inovasyon ve inovasyon politikaları konusunda katılımcılara geniş bir bakış açısı sundu. Dr. Arnold, konuşmasında inovasyon ve inovasyon politikasının gerekliliği ve önemi; inovasyon sistemleri, reformlar ve politikalar konularına odaklandı. Dr. Arnold’a göre, inovasyon politikalarına duyulan ihtiyaç dört ana nedenden kaynaklanıyor: Ülkeler, “büyük” sanayi politikalarıyla istenen başarıyı elde edememektedir

(örneğin, imalat sanayinin korunmasına yönelik çabalar işe yaramıyor, “büyük projeler” ve “ulusal şampiyonlar” yaratmaya yönelik politikalar artık geçerliliğini kaybetmiş durumda –ve zaten bu tür politikaların sonuç vermediği de biliniyor).

İnovasyon, rekabet gücünün anahtarıdır ve bu nedenle ülkeler güçlü yetenek ve becerilere ihtiyaç duymaktadır. Küreselleşmeden kaynaklanan baskılar, firmalar ve ülkeler için “korunaklı” alanları ciddi oranda azaltmaktadır. Piyasa güçleri, firmaları ve ekonomileri dezavantajlı konumdan avantajlı konuma getirmede yetersiz kalmaktadır.
Bu politikalara duyulan ihtiyaçla, firmaların konum ve faaliyetine yönelik anlayış da büyük ölçüde değişiklik göstermiştir. Artık firmaların rekabet gücü için olmazsa olmaz bileşenler “bilgi, öğrenme ve kurumlar”dır. Bu nedenle de firmalar, kurumlar (yani yapılar, mekanizmalar, davranışlar ve organizasyonlar) ve bunların içinde bulunduğu ortamın birbirine olan bağımlılığı göz ardı edilemez hale gelmiştir.
2
Dr. Arnold’a göre, firmaların rekabet gücü, sadece sahip oldukları becerilerle değil, aynı zamanda faaliyet gösterdikleri ortamın niteliğiyle belirlenmektedir. Bu da, bizi, istenen etkiyi yaratacak politikaların ancak doğru müdahale alanlarının belirlenmesi ve bu alanların doğru ortamlarda uygulanması gerektiği gerçeğine ulaştırmaktadır. Dr. Arnold, tüm bu gelişmelerle birlikte, inovasyonun ne olduğu konusundaki anlayışta da önemli değişikliklik yaşandığını ifade etmektedir. Önceleri, inovasyonun ya teknolojinin itmesi veya pazarın çekmesi ile gerçekleşen bir faaliyet olduğu düşünülmekteydi. Buna göre, ya, işe araştırmayla başlanır, daha sonra mühendislik, imalat, pazarlama ve satış faaliyetleri ile süreç son bulurdu; ya da pazarın ihtiyaçları tesbit edildikten sonra geliştirme, imalat ve satış gerçekleştirilirdi. Ama gerçek hayata baktığımızda inovasyonun “yeni bilgi”nin geliştirilmesinden çok “varolan bilgi”den doğru şekilde yararlanmayla ilgili olduğu görülür. Ve bu gerçekten hareketle, inovasyon, karmaşık bir ilişkiler zincirinde, farklı aktörlerin işin içine girmesiyle gerçekleşen bir sürecin herhangi bir aşamasında hayat bulabilir. Dr. Arnold, bunun sonucunu şu şekilde ifade
 etmektedir: 

“Dolayısıyla, inovasyon, basmakalıp bir süreç ve sonuç ilişkisine bağlı değildir; “

sürprizlerle” ilgilidir. 
Teknoloji içerebilir ama içermeyedebilir. Firmalar için Ar-Ge, inovasyon problemlerini çözmek için gerçekleştirebilecekleri eylemlerden sadece biridir –ve nariden inovasyona sebep olur.” Dr. Arnold, firmalar için inovasyonun ekonomik mantığını ise şöyle ortaya koymaktadır: “Bir firma inovasyon faaliyetine başladığında, kendi sektöründeki normal kar oranından fedakarlık etmeye başlar ve inovasyon faaliyeti boyunca karlılığında bir azalma yaşanır. İnovasyon süreci sona erdiğinde ise karlılığı normalin çok üzerine çıkar ve inovasyon süreci boyunca azalan oranının kat ve kat üzerinde bir karlılık artışı yaşanır. Ancak belli bir süre sonra bu karlılıkta bir azalma görünmeye başlar. Bu azalma, yapılan inovasyonun diğer firmalar tarafından taklidi sonucu ortaya çıkmaktadır. Bu durumun kaçınılmazlığı nedeniyle, firmanın tekrar başka bir inovasyon sürecini başlatması, bunu sürekli bir faaliyet olarak gerçekleştirmesi gerekmektedir. Politikaların da bunu mümkün kılacak biçimde şekillenmesi ve uygulanması gerekir.” Dr. Arnold, bu ihtiyaca rağmen, politikaların Ar-Ge’ye gereğinden fazla odaklandığını belirtmektedir: “Politika yapıcılar, politikaları belirlerken mevcut verilerden yararlanırlar. Ar-Ge istatistikleri her ülkede uzun zamandır düzenli olarak toplanan verilerin başında geldiğinden bunlardan istifade ederek politika üretmeyi tercih ederler. Uluslararası kabul gören mevcut Ar-Ge tanımı (OECD Frascati Kılavuzu) aslında çok dardır. Tüm bunlardan hareketle ortaya konan politika hedefleri, bizi yanlış yola sevkeden göstergelere bağlanmaktadır, bu da bir anlam ifade etmemektedir. Buna en güzel örnek, Avrupa Birliği’nin gayrisafi yurtiçi hasılada Ar-Ge harcamalarını yüzde 3’e çıkarmaya yönelik koyduğu hedeftir. Bunun bir anlam ifade etmemesinin nedeni, Ar-Ge harcamalarının oranının endüstri yapısıyla doğrudan bağlantılı olması, ve Ar-Ge faaliyetinin inovasyon faaliyetinin olmazsa olmaz bir parçası olmamasıdır.” Dr. Arnold, firmaların inovasyon performasını belirleyen faktörlerin başında inovasyon sistemlerinin geldiğinin altını çizmektedir. İnovasyon sistemleri toplumda inovasyona olan talepten, eğitim ve araştırma kurumlarına, finansal ortam, vergi sistemi gibi “çerçeve şartlar”dan politik sistem, altyapı ve özel sektöre kadar pek çok kurum ve kuruluşu bünyesinde barındıran ve başarısı bu kurum ve kuruluşlar arasındaki etkileşimin başarısına bağlı olan bir yapıdır. Dr. Arnold, bu sistemlerin ana özelliklerini şöyle özetlemektedir: İnovasyon yapan firmalar bu işi tek başlarına yapmazlar; dolayısıyla sistemde “birbirine bağımlılık” ana koşuldur. Sadece arz değil, talep de inovasyon sistemlerinin ayrılmaz bir parçasıdır.
3
İnovasyon, Ar-Ge değildir; inovasyon sistemi, Ar-Ge’ye bağlı bir sistemden ibaretmiş gibi düşünülmemelidir. Yönetim, tasarım ve mühendislik inovasyon sistemlerinde kilit rol oynar. Ulusal sistemler uluslararası düzeyde açık sistemlerdir.
Dr. Arnold, firmaların başarısını belirleyen etkin bir inovasyon sisteminin tüm oyuncularıyla eksiksiz bir sistem olması gerektiğinin altını çizmekte, burada “uyum” ve “denge”nin en önemli unsurlar olduğunu ifade etmektedir. Sistemdeki kurumların yeteneklerinin ve fonksiyonelliklerinin yüzeysel olmaması gerektiği, mikro problemleri çözmek için makro politikalara güvenmenin doğru olmadığı, kurumların yanısıra bunların yönetim biçiminin de büyük önem taşıdığı, inovasyon ve kalkınma dendiğinde ana aktörün özel sektör olduğunun unutulmaması gerektiği, mümkün olduğunca yukarıdan inme politikalar yerine alttan gelen ihtiyaçla şekillenen politikaların hayata geçirilmesi gerektiği, ve kalkınma ve gelişmenin faklı boyutlarda farklı derecelerde meydana geldiğinin unutulmaması gerektiği Dr. Arnold’un önemle altını çizdiği diğer konulardır. Dr. Arnold, sözlerini bağlarken, politikaların üzerinde durması
]]>
2012-02-09 22:21:20inovasyon/Süreç --
Çıkarları uğruna öz değerinden taviz verenlerhttp://ebay27.com/detail.php?id=66Bazen düşünüyorum; neyi mi ?

İnsanların özü sözü bir olmamasını...! neden biliyormusunuz; çünkü insanlar yalan söyleyerek
karşıdaki insanı inandırdıklarını zannederler, halbuki; hiç bir insan "SAF" degildir.Yanlızca saf gözükür.Kendini "herkes yahşi men yaman herkes buğday men saman" diye göreceksin. İnsanlar neden özü sözü bir olmaz diye düşünüyorum bazen, aklıma o kadar çok sebepler geliyor ki bir kaçını ifade etmek gerekirse; İnsanlardan utanmayan ve Allahtan korkmayan bir insandan her türlü kötülüğü bekleyebilirsiniz.


İnsan yaşam standardını yükselmek ve sosyal ortamda hatasının bilinmemesi için her türlü çamura giriyor; fakat farkında degil
battığının, kaybetmeyi göze de alsan, hiç bir zaman "Doğru yoldan " şaşmayacaksın diyor Şeyh Edebali. Tabi ki insanların zaafiyetleri var, bu zaafiyetler derecesine göre   kişiye olan yakınlığınızı ayarlayabilir ve ölçüsünü kaçırmadan iletişiminizi sağlayabilirsiniz. Her şeye rağmen kendi öz değerlerini yitirmeyen insanlarımızın çoğalamasını görecegiz.

]]>
2012-01-02 20:57:54haykırış/haykır --
İnternette 60 Saniye İçerisinde Neler Oluyor? [İnfografik]http://ebay27.com/detail.php?id=65

çeşitli web sitelerinin ve portalların yaygınlaşmasıyla birlikte epeyce ilgi görerek, 2000’li yıllarda sosyal medyanın da işlerlik kazanması üzerine her kesimden insanı ilgilendirecek noktalara ulaştı. Bugün artık sosyal ağlar, bloglar,

video paylaşım siteleri, anlık mesajlaşma programları, sohbet siteleri ve forumlar gibi içerik ve bilgi alışverişine olanak tanıyan oluşumlar sayesinde biz internet kullanıcıları, aradığımız ve ilgilendiğimiz her şeye çok kısa sürede erişebiliyoruz. 


Akıllı telefonlar, tablet pc’ler ve notebooklar sayesinde interneti yanımızdan ayırmıyoruz. Hatta artık smart tv teknolojisiyle televizyonlarımızdan bile internete girer olduk. Yapılan araştırmalar da gün geçtikçe sanal ortamlara daha çok bağlandığımızı, sanal gerçeklik içerisinde kendimize yeni bir dünya kurduğumuzu gösteriyor.

Peki hiç düşündünüz mü, internette her 60 saniyede bir neler olduğunu? Bize küçücük bir zaman dilimi gibi gelen o 1 dakikalık süre içerisinde sanal dünyada o kadar fazla şey oluyor ki…


Hadi, şöyle bir göz gezdirelim bakalım neler oluyormuş;













-          Twitter’da her 60 saniyede 98,000’den fazla tweet gönderiliyor ve 320’nin üzerinde yeni hesap açılıyor.

-          Facebook’ta 695,000’den fazla durum güncellemesi yapılıyor, 79,364 tane duvar yazısı yazılıyor ve 510,040 yorum gönderiliyor.

-          LinkedIn’de 100’den fazla yeni hesap oluşturuluyor.

-          6600’ün üzerinde yeni fotoğraf Flickr’da paylaşılıyor.

-          YouTube’a 600’den fazla video yükleniyor.

-          Google’da 694,445 arama yapılıyor.

-          168 milyon e-posta gönderiliyor.

-          13,000’den fazla iPhone uygulaması indiriliyor.

-          Scribd’de 1600’den fazla eser okunuyor.

-          60’tan fazla yeni blog oluşturuluyor ve 1500’den fazla blog yazısı yazılıyor.


Evet, tüm bunların hepsi sadece 1 dakika içerisinde oluyor. Üstelik teknoloji pazarı da en az internet dünyası kadar hareketli. Yalnızca 60 saniye içerisinde;


-          555’i Intel işlemciye sahip olmak üzere toplam 710 bilgisayar,

-          81 tane iPad ve 925 tane iPhone 4S,

-          103 tane Blacberry,

-          450 adet Windows 7 CD’si,

-          11 adet XBox oyun konsolu satılıyor.




Go-Globe’un çalışmasından aldığımız bütün bu veriler bize teknolojiyle ve sosyal medyayla ne kadar içli dışlı olduğumuzu ve bu pazarın geçtiğimiz yıllar içerisinde nasıl büyük bir yol kat ettiğini gösteriyor. Bu gelişmelerin hayatımızı kolaylaştırmak adına pek çok katkısı olduğu kadar, sosyal yaşantımızdan alıp götürdükleri de aşikar. Bakalım bundan bir 10 yıl sonra bizleri daha neler bekliyor olacak.



]]>
2011-12-27 23:24:53sosyal medya/socials 1 --
GAZİANTEP İLİNİN KURTULUŞ YIL DÖNÜMÜNE ÖZEL "ANTEPLİ OLMAK"http://ebay27.com/detail.php?id=63
  • “antepli” olmak güzel şeydir…
  •  çarşıdan eve dönerken; "la böön de yayan gedim heerif,yol parasına datlı yerim" diyebilmek ve tatlıyı yedikten sonra; tatlıcının o kirli,metal ve buz gibi bardağından evinin bardağıymış gibi çekinmeden,kana kana su içmektir "antepli" olmak...

    “nohut dürümü” yerken,dürümün altından düşen nohut tanelerini tek tek alıp ağzına atmaktır ve mutlu olmaktır "antepli" olmak...

    “balcan kebabı” yerken bileğinden aşağı sularını akıtmaktır “antepli” olmak…

    fırın kuyruğunda ekmek beklerken,gördüğün yaşlı teyzeye sıranı vermektir,
    yemeğin soğumasını göze alabilmektir "antepli" olmak...

    "antepli" olmak paylaşmaktır.
    yaptırdığın lahmacunun yarısını,eve gelene kadar esnaf komşulara dağıtmaktır...
    evde bekleyenlerin olduğu halde…

    "hele bi sohum daha yi,yimezsen ölümü gör" diye milleti usandırmak ve tıka basa doymasını sağlamaktır...

    sanayi tarafında yolda kaldığında,yoldan geçen bir antepli'nin durup
    seni arabasına almasının huzurunu yaşamaktır "antepli" olmak...

    yani kırk yıldır tanışıyor olmasan da...
    kırk yıldır tanışıyormuş gibi kaynaşmaktır "antepli" olmak...

    "antepli" olmak 1 liralık domates alırken,
    satıcının "1,5 yapim mi abi?" sorusuna "yap aam" diyecek kadar bonkör olmaktır...


    "antepli" olmak memleketinden uzakta gördüğün her yerde ve her şeyde antep'i aramaktır...
    her üç lafından birinde "bizim antep'te beyle olmaz,şeyle olur" diyebilmektir...

    maraş'ın dondurmasına,
    ankara'nın dönerine,
    konya'nın etli ekmeğine en büyük rakibi kendi memleketinden çıkarmaya çalışmaktır "antepli" olmak...

    paranın küsüratını almayan esnafa borçlu kalmamak adına
    çıkarıp bir "cuvara" ikram edebilmektir "antepli" olmak...

    "mahayyer"dir "antepli" olmak...
    satın aldığın bir malın garantisinin "kağıt,belge değil,karşındaki adamın sözü" olduğundan emin olmaktır...

    yoldan geçerken,
    hiç tanımadığın bir düğüne rastladığında,
    o insanlarla kol kola girip
    "haley sekmek"tir,
    "yah çekmek"tir,
    "zılgıt çalmak"tır "antepli" olmak...

    antepli olmak “bir” olmaktır...
    atasının izinden gitmektir...

    kamil gibi namuslu,

    şahin gibi cesur,

    karayılan gibi gözüpek olmaktır…




     
    savaşırken bir mermi, çalışırken bir kuruş yardımı olmayan güzel ülkene küsmemek;
    çalışmak,üretmek ve ocağı tüttürebilmektir "antepli" olmak...
    emanete sahip çıkmaktır yani...



    yeşilsu'dan geçerken "şehitler abidesi"ne uğrayıp bir "fatiha" okumaktır...


    "antepli" olmak kahraman olmaktır...
    ağaç yaprağı yiyerek ayakta kalmak ve ölene kadar çarpışmaktır...

    antepli olmak adam olmaktır...

    yaşamaktır…
    yaşamayı bilmektir…
    hep dedikleri gibi;
    “eşşek gibi çalışıp,bey gibi yiyebilmektir antepli olmak…”

    velhasıl kelam;
    güzel şeydir “antepli” olmak…


  • ]]>
    2011-12-25 17:21:41antebi tanıyalım/Antep Lehçesi --
    Sosyal Medyanın Psikolojik olarak yükselme durumuhttp://ebay27.com/detail.php?id=62Sosyal paylaşım sitelerinin yükselme sebeplerine göz gezdirelim dedik;Sosyal paylaşım çıktı çıkalı kişiler bi şeyleri paylaşma ihtiyaç duyuyor. İhtiyaç duydugu şeyler her zaman ki
    gibi menfi olarak duygularını okşayıcı olan "Yazımı BEGENMEK,Paylaşmak ve Tavsiye etmek" gibi metodlar oldugu için  insana öz güven katıyor diyelim ;çünkü insanın egosunu tatmin eden "Benim yazımı 1001 kişi begendi veya
    paylaştı" kelimesi insanın gururu ön plana çıkarıcı duygulardır.Eger bu olay onlarca kez tekrar ederse insana kendini farklı

    hissettiriyor gibi intiba bırakır. Bunu bilen
    sosyal paylaşım sitelerindeki yöneticiler, yazılımcıları bu alanda yönlendirerek bu tür modüller yazdırıyorlar. Bu yazılan modüller "Begenme,Paylaşma ve Tavsiye etme" aynı zamanda tetikleyici bir unsur taşımaktadır. Kişiler karşıdaki

    insana hoş görünebilmek için burada o kişiyi farklı kılacak kelimeler kullanmaya bir nevi sevk ediyor ki
    sonucunda bu modüller bu kadar çok istek görüyor. Kişini egosunu ön plana çıkarıcı ve tetikleyici unsurları bam telinden yakalımış olmaları
    sosyal paylaşım sitelerini ön plana çıkarmaktadır.]]>
    2011-12-22 22:29:47sosyal medya/socials 1 --
    Kebablarıhttp://ebay27.com/detail.php?id=61

    Soğan kebabı

    Kıymaya
     biraz tuz ve karabiber ekleyin ve iyice yoğurun. Soğanları Kabuklarını 
    soyadan ortadan ikiye tam ayrılmayacak şekilde kesiniz. Etleri ceviz 
    büyüklüğünde yuvarlayarak kestiğiniz soğanların arasına yerleştirin 
    fırın tepsisine özenle yerleştirin. Tepsi dolduktan sonra nar pekmezini 
    üzerine dökünve fırına verin. Etler kızarana kadar ve soğanlar yumuşak 
    olanak kadar pişirin... 
     
    • 500 gram yağlı kıyma
    • 1 kilo küçük kuru soğan
    • 1 kahve fincanı nar pekmezi
    • Tuz
    • Karabiber 
    Ayrıca soğan kebabını mangal da da yapabilirsiniz.  İçine etleri yerleştirdiğiniz soğanları dikkatlice şişlere saplayın. Çok kızgın olmayan ateşin üstünde pişirin.


    Simit Kebabı


    • 1 Su bardağı Köftelik Bulgur 
    • Yarım bardak su
    • 1 orta boy soğan
    • 3 diş sarımsak
    • 1 adet orta boy kırmızı biber
    • 1 tatlı kaşığı nane
    • 1 tatlı kaşığı karabiber
    • 1 tatlı kaşığı pul  biber
    • 2 tatlı kaşığı tuz
    • 600 Gram Orta yağlı kıyma 


    Geniş bir kap içerisine sıcak su koyarak bulguru ekleyin. Yumuşayıncaya kadar bulgurları ıslatın. Soğan ve sarımsakları yıkayarak temizleyin. Soğanları ve sarımsakları çok ince doğrayın veya rendeleyin.

    Soğan rendelenir. Sarımsaklar çok ince kıyılır yada ezilir. Kırmızı biber yıkanır, çekirdekleri temizlenir ve çok ince kıyılır .Bulgura kıyma, soğan, sarımsak, kırmızıbiber, nane, pulbiber, karabiber ve tuz ilave edilerek iyice yoğrulur. Şişlere bütün olarak geçirilerek ızgarada pişirilir ve sıcak olarak servis yapılır.

     Ekmek Kebabı

    • 4 kepçe süzme yoğurt
    • 3 adet pide (Antep pidesinin adedi yaklaşık 134 gr. oluyor)
    • 2-3 diş sarımsak
    • 300 gr. kıyma
    • sıvıyağ,tuz,karabiber,pulbiber
    • Tereyağı


    Yoğurdu derin bir tavanın içine alıp ocağın kısıt ateşinde karıştırarak ısıtın. Ama dikkatli olun, çünkü yoğurt ekşiyebilir. Ezdiğiniz sarımsakları ve biraz tuzu yoğurda karıştırın. Pideyi ikişer cm küpler halinde doğrayın. Kıymayı bir tavaya alıp kavurmaya başlayın (etinizin yağına göre yağ takviyesi yaparak). Kavrulmaya yakın etin içine tuz,karabiber ve pulbiber atın. Bu sırada Bir borcam tepsiye kestiğiniz ekmekleri alın,

    üzerine yoğurdu gezdirin (ben büyük boy yuvarlak borcam kullandım)

    Ekmeklerin en üstüne kıymayı yayıp arzunuza göre tereyağı eritip yemeğin

    üzerine gezdirdikten sonra ikram edebilirsiniz.


     Kuşbaşı Kebabı


    • 100 gr. kuyruk
    • 500 gr. kebaplık et
    • 1 yemek kaşığı yoğurt
    • 1 çorba kaşığı domates ve biber salçası
    • 2 çorba kaşığı zeytinyağı Kırmızıbiber, tuz, karabiber
    • 3-4 diş sarımsak


    Kuyruk ve et tikeler halinde doğranır.Bir kapta diğer malzemeler de karıştırılarak terbiyelenir. Daha sonra şişlere 3 et 1 kuyruk olmak üzere saplanır. orta ateşli mangalda pişirilir. Dilerseniz yanına salatada yapabilirsiniz.


     Altı Ezmeli Tike Kebabı

    • 1 yemek kaşığı domates ve biber salçası
    • 2 yemek kaşığı zeytin yağı
    • 3 -4 diş sarımsak
    • Tuz ve karabiber, yeni bahar

    • 3-4 adet sivri yeşil biber
    • 4 -5adet domates


    Etler ve yağlar doğranır ve terbiye malzemesi ile karıştırılır. Daha sonra 3 tike et 1 tike yağ olmak üzere saplanır. Domates ve biberlerde şişlere saplanıp pişirilir. Bir tabağa domatesler piştikten sonra kabukları soyulup tabağın içinde ezilir. Pişen etlerde şişten çıkarılıp domatesin üzerine konur. Birlikte karıştırılır ve afiyetle yenir.

     Cağırtlak Kebabı

    • 1 adet küçük baş kuru soğan
    • 1 tutam maydanoz,
    • Sumak ekşisi
    • Yetercince tuz, karabiber, kimyon
    • Kırmızı pul biber.


    Ciğer ve Ciğer çözü kuşbaşı büyüklüğünde doğranır. 3 tike ciğer 1 tike çöz olacak şekilde saplanır. Şişlere geçirilmiş ciğerler harı geçmiş kömür ateşinde yakmadan çevire çevire pişirilir.

    Piyazın Hazırlanışı: Maydonoz ince doğranır, sumak ekşisiyle karıştırılır, Soğan ince bir şekilde doğranarak karıştırılır, hazırlanan piyaz tabaktaki ciğerin yanına limon, yeşil biber, turp ve mevsimine göre yeşillikle birlikte hafiften tuz, biber, kimyon koyularak servise sunulur. Yanında ayran tavsiye edilir.


     Kuşbaşı ( Kebap )


    • 750 gram koyun veya kuzu eti
    • 1 baş iri soğan
    • 1 kaşık zeytinyağı
    • Tuz, karabiber.


    • Koyun ve kuzunun kol ya da budundan alınmış yağsız etler kuşbaşı şeklinde doğranır.
    • Etler bir kaba konur, üzerine zeytinyağı, tuz, ve isteğe göre diğer baharatlar eklenir.
    • Etler hem göze hoş gelecek şekilde hemde aralarında çok az boşluk kalacak şekilde şişlere saplanır.
    • Ayrıca tercihen şişlere domates ikiye bölünerek ve yeşil biberler de dizilir. Yanmış kömür veya odun közü üzerinde çevrilerek pişirilir.
    • Pişen domatesler ve yeşil biberler servis tabaklarının bir kenarına şişlerden çıkarılarak konur. Yine birlikte pişirilen kuşbaşı etler de tabakların diğer kenarına konur.
    • Karabiber ve toz kekik ekilerek yenir.

     Tas Kebabı


    Bir Kilo kemikli kaburga eti (Kuşbaşıda kullanabilirsiniz)
    Onbeş-Yirmi Adet arpacık soğan (isteyen az koyabilir)
    İki Adet orta boy patates
    Üç Su bardağı sıcak su
    İki Yemek kaşığı tereyağı
    Tuz
    Karabiber


     

    Etleri kemikleriyle beraber iki parmak iriliğinde keselim. Soğanların kabuklarını soyalım. Patateslerin de kabuklarını soyalım küp küp keselim. Derin bir bakır kap içerisine soğanları, patatesi ve eti alalım. Tuz ve karabiber serpelim. Tabanı kalın bir bakır tavayı tas üzerine kapatalım ve ters çevirelim. Üstüne bir ağırlık ekleyelim.Tepsinin yan tarafından bir su bardağı kadar su ekleyip kaynatalım kısıt ateşte. Et yumuşayana kadar pişirelim. Suyu çekildikçe az az su ekleyelim (yarım su bardağı).Etlerin piştiğinden emin olunca tepsinin yan tarafından iki su bardağı sıcak su ve tereyağı ekleyelim. Yirmi dakika dinlendirelim, dinlendikten sonra servise hazır. Tercihen bakır kapta servis yapın.

     

    Küşleme


    Fileto şeklinde hazırlanmış 2 parça kuzu bonfile (KÜŞLEME)
    1 adet rendelenmiş salçalık kırmızıbiber
    1 tatlı kaşığı kekik
    1 yemek kaşığı tuz
    1 yemek kaşığı zeytinyağı



    Fileto şeklinde hazırlanmış kuzu bonfilelerinin sinirleri ayıklanır. Ayrı bir kap içinde, malzemelerimiz harmanlanır. Harmanlanan karışımın içine kuzu bonfileler konulur ve iyice karıştırılır. (İster geceden, ister 2-3 saat önce hazırlanıp terbiyede bekletilir.) Bekletilen bonfileler ızgaraya konularak 10 dakika süre ile pişirilir. Meze olarak közlenmiş biber ve domates le tabağınızı süsleyebilirsiniz.

    ]]>
    2011-12-22 07:20:13antebi tanıyalım/Yemekleri --
    Sosyal Paylaşım Sitelerinin Popüler Olması http://ebay27.com/detail.php?id=60Existing community – Varolan topluluk

    Bu en çok sevdiğim yöntemlerden biridir. Facebook ’un yöntemi. İnsanlar yeniliklere daima karşıdır bunu unutmayın. Yeniliğe geçmesi için mutlaka bir marş motoru veya yeniliğe geçtiğinin hissettirilmemesi gerekir. Facebook, üniversitelere kayıtlı olan kullanıcı profil bilgilerini sistemine girerek işe başladı. Hedefi, zaten var olan bir topluluğu bir zahmet ve yeniliğe geçildiğini hissettirmeden yaymaktı. Üniversitedeki insanlar ZATEN arkadaştı ve/veya aynı ortamda oldukları (kampüs) için tanışmak isteyebileceklerdi. Yani FB, zaten olan bir topluluğu kullanmış oldu. İnsanların aklında oluşan fikir: “zaten bu sitedekilerin bir kısmı arkadaşım, bir kısmı da tanışmak istediğim kişiler, ve bilgilerim sistemde kayıtlı sayılır” şeklindeydi.


    Sizde, bir sosyal site yapacaksanız, varolan toplulukları nasıl sitenize çekeceğinizi mutlaka düşünün, zira bu çok etkili bir yöntemdir.

    Tabi burada önemli olan bu varolan topluluğa nasıl ulaşılacağı konusudur. Bu konuda internette yeni yayılan demografikler ile, hangi tip ziyaretçi modelini hedefliyorsanız (yaş, cinsiyet, siyasi görüş, gelir miktarı, eğitim … v.s.) o hedef kitledeki insanların hangi tür sitelere girdiğini analiz etmek mümkün olabilir. Bunun için google veya compete.com gibi sitelerin demografiklerinden yararlanılabilir. Bu araçlar sayesinde, bir siteye girmiş kişilerin, başka hangi tip sitelere girdiği görüntülenebilir.

     Simulation – Simulasyon

    Riskli bir yöntem olan simulasyon yöntemi, riskli olmasına rağmen, bugüne kadarki sosyal sitelerin %75′inde kullanılan, çok etkili olabilecek ancak çok iyi planlanması gereken bir yöntemdir. Kullanıcı, bir ürünü ilk deneyen olmak istemez! Bu ürün bedava olsa bile. Yani internet sitelerine girmek ücretsiz olsa bile, birçok kişi sitenize ilk giren olmak istemeyecektir.

    Düşünün ki, bir siteye giriyorsunuz, 500 kayıtlı kullanıcı veya 10-15 kişi online…! Sitede 5 saniye beklermiydiniz???

    Kullanıcı veya müşteri, her zaman, ürün veya hizmetinizin sürekliliğini görmek, ve daha önce denenmiş olmasını ister. Bunun için firmalar muazzam bütçeler ayırarak, test user denilen kişilere ödeme karşılığı ürün denettirirler.

    Bunun internetteki karşılığı “beta tester” dir. Peki, bu (beta) evreyi nasıl aşacaksınız?



    Bunun en kolay yolu, sosyal sitelerin %75′inin yaptığı gibi bu evreyi aşmışsınız gibi göstermektir. Birazcık abartmayı herkesin yaptığını unutmayın. Sitenizi öyle bir dizayn ettirmelisiniz ve içeriğini öyle bir hazırlamalısınız ki, sanki siteniz, 3-6 aydır hizmet veriyor ve

    sitenize kayıtlı binlerce kişi bulunuyor ve sanki onlar GERÇEK KİŞİLER ve siteden çok memnunlar düşüncesi oluşabilsin.


     Dediğim gibi zor ancak çok güçlü ve hemen hemen herkesin kullandığı bir yöntemdir. Hatta bazen sahte kullanıcılar, sahte içerikler dahi kullanılabilir. Burada püf nokta, kullanıcının bunu anlayamamasıdır.

    Çünkü eğer bu yöntem anlaşılırsa, bütün kullanıcılarınız sitenizi terk edebilir. İşte bu yüzden, miktarı ve süreci çok iyi ayarlayarak, her girilecek içerik veya kullanıcı için %20- %40 arası daha fazla kullanıcı veya içerik üretilmesi optimum olacaktır.

     Plugins – Eklentiler

    Sitelerinize eklemeniz gereken olmazsa olmaz eklentiler bulunmaktadır. Bunlar Facebook beğen”, twitter twit”, gmail +1″, addthis, digg.it, arkadaşına gönder, …. şeklinde sıralanabilir. Bu yöntemle sitenize gelen insanlarla birlikte %30-%70 oranında farklı kişileri ücretsiz olarak sitenize çekebilirsiniz. Hatta, facebook application yapmanızı tavsiye ediyorum, muhakkak artış sağlayacaktır.


    Google amca’ya bu işin nasıl yapıldığını sorarak doğru cevapları kısa sürede alabiliriz.




    http://developers.facebook.com/docs/guides/web/

    http://twitter.com/about/resources/tweetbutton


    Site Design – Site tasarımı

    Sitenizin görünümü çok yalın, açık ve çok fazla renk içermeyen bir şekilde tasarlanmalıdır.

    Çünkü kullanıcı sitenize geldiğinde verdiğiniz hizmet veya üründen önce tasarımınızı görecektir. İşte bu nedenle, eğer rengarenk bir site içinde, 20 tane kutu/banner/div yapıp linklerinizi irili ufaklı olarak dağıtırsanız, o siteden pek hayır gelmeyecektir. Ayrıca popuplar, google reklamları veya büyük yazılar, sitenizden kaçmak için en güzel bahane olacaktır. İki sene önce bir arkadaşım, yüzlerce rengi, daha önceden hazırladığı bir sosyal site temasında denedi.


    Sonuç olarak denenen yüzlerce renkten 4-5 tane beğenilen renk kombinasyonu çıktı. Bunlar, sade ve PASTEL renklerdi. Unutmayın ki kullanıcı, siteye ilk geldiğinde, sol üst bölgeden üst bölgeye doğru olan bölgeye bakıp, sonrasında, o bölgenin tam altına bakıyor olacaktır. Facebook’un menü sistemine bakarsanız, kullanıcının ilk baktığı yerdedir. Üst menü, sol menü, logo 1. bölgededir, status update 2. bölgededir. Yani menülerinizi sağa, alta, ortaya koymak pek doğru olmayabilir.

    Renk seçimi konusunda size yardımcı olabilecek bir site :



    http://colorschemedesigner.com/

    http://kuler.adobe.com/


    Titan

    Pazarlamanın en önemli noktalarından biri, kendi reklamınızı müşterilere veya daha önceden müşteri olan kişilere yaptırmaktır. Bu yöntemde, hepinizin bildiği Amway, Avon şirketi tarafından kullanılmaktadır. Ziyaretçilerin, “beğen”mesiyle, “twit”lemesiye, “e-posta” göndermesiyle veya “paylaş”masıyla onlara bazı ayrıcalıklar vaad ederseniz, ziyaretçilerin daha çok ilgisini çekebilmekte ve size daha çok ziyaretçi getirebilmektedirler. Örneğin, ziyaretçi katılımın sağlanmasıyla,

    puan/rütbe/yetki veya maddi kazanç sağlatmanız durumu,

    ziyaretçileri etkileyecek ve onların siteye başkalarını getirmesini sağlayacaktır.

    Bir nevi, ücretsiz bir TİTAN modeli kurmuş olabileceksiniz.

    ]]>
    2011-12-20 21:53:17sosyal medya/socials 1 --
    Sosyal Paylaşım Sitelerinin Tanımıhttp://ebay27.com/detail.php?id=59Sosyal paylaşım sitelerinin tanımı

    ile ilgili bir yazı bu konu üzerine bir blogun belki de ilk yazısı olması gerekir, ancak, bu kapsamdaki bir makaleyi derleyip toparlamak bugüne kadar beklemeyi gerektirdi. Bu konuda en derli toplu çalışma hiç kuşkusuz Danah Boyd ve Nicole Ellison isimli iki akademisyenin 2007 yılında yayımladıkları bir makaleden geliyor.

    Söz konusu makalede sosyal paylaşım sitelerinin tanımı, tarihi ve bu konu üzerine olan akademik literatür incelenmiş, ancak, söz konusu makaleyi tek bir defada ana hatlarıyla dilimize uyarlamak yerine bu konuyu üç ayrı yazıda incelemenin daha uygun olacağını düşündüm.


    Facebook, Twitter, MySpace gibi sosyal paylaşım siteleri yayıma başladıklarından beri milyonlarca kullanıcıya ulaşırken bu web sitelerini ziyaret birçoğumuzun günlük aktivitelerinin bir parçası oldu. Bu makalenin yazıldığı sıralarda sosyal paylaşım sitelerinin en bilineni ve en çok kullanılanı hiç kuşkusuz Facebook olurken, Facebook dışında çeşitli ilgi alanları ve hobiler üzerinde şekillenen yerel veya global bazda yayım yapan yüzlerce sosyal paylaşım sitesi kullanıcı sayısını artırmaya çalışıyor. Sosyal paylaşım sitelerinin arkasındaki teknoloji ve kullanıcılarına sundukları özellikler büyük ölçüde birbirine benzerken herbir sosyal paylaşım sitesinin kültürü birbirinden farklı oluyor. Bazı sosyal paylaşım siteleri daha önceden birbirini tanıyan kişiler arasındaki bağların korunmasına yardımcı olurken bazıları birbirine tamamen yabancı kişilerin ortak zevkler, ilgili alanları, politik görüşler ve aktiviteler çerçevesinde biraraya gelmesine yardımcı oluyor. Bazı sosyal paylaşım siteleri kozmopolit bir üye yapısına sahip iken bazıları aynı dili konuşan, aynı ırk, din, ulusal kimlik gibi ortak bir tabanı paylaşan üyeleri çekiyor. Sosyal paylaşım siteleri aynı zamanda mobil erişim, bloglama, fotoğraf ve video paylaşımı gibi yeni bilgi ve iletişim uygulamalarını kullanıp kullanmamalarına göre farklılaşıyor.

     Akademik literatürde çeşitli alanlardan akademisyenlerin sosyal paylaşım siteleri üzerine çalışmaları bulunuyor. Bu makale ise sosyal paylaşım siteleri üzerine giriş seviyesinde kavramsal bir çerçeve oluşturmayı ve bu sitelerin tanımını yapmayı amaçlıyor.

    SOSYAL PAYLAŞIM SİTELERİNİN TANIMI:

    Yazarlar sosyal paylaşım sitelerini, bireylerin; (1) sınırlı bir sistemde dışarı açık ya da yarı açık bir profil oluşturmalarına, (2) aynı sistem içerisinde bağlantıda oldukları diğer kullanıcıların profillerini listelemelerine, (3) kendilerinin ya da sistem içerisindeki diğer kullanıcıların oluşturdukları bağlantı listelerine bakmalarına ve takip etmelerine imkan veren web tabanlı servisler olarak tanımlıyor. Bu siteler içerisinde bireyler arasındaki bağlantı ve ilişkilerin yapısı ile amacı siteden siteye değişebilmektedir.


    İngilizce’de sosyal paylaşım siteleri için “social network site” ve “social networking sites” (sosyal ağlar) terimleri yaygın olarak kullanılırken yazarlar “networking” teriminin daha çok birbirine yabancı insanlar arasında bir ilişkinin başlamasını ima etmesi sebebiyle bu siteler tanımlanırken kullanılmasına karşı olduklarını söylüyorlar. Her ne kadar sosyal paylaşım siteleri üzerinde birbirine tamamen yabancı insanların tanışması dolayısıyla “networking (yabancılarla tanışma, bir çevre oluşturma)” mümkün olsa da, bu sitelerin birçoğunun ana amacı “networking” olmadığı gibi, yabancılarla tanışma ve bir çevre oluşturma sosyal paylaşım sitelerini bilgisayar aracılığıyla gerçekleşen iletişimin (computer-mediated communication (CMC)) diğer şekillerinden ayıran bir olgu da değildir. Yazının okumakta olduğunuz Türkçe çevirisinde ise sosyal paylaşım siteleri ve sosyal ağlar kavramları birbiriyle değişmeli olarak ve aynı anlamda kullanılmıştır.

    Sosyal paylaşım sitelerini diğer web sitelerinden farklılaştıran nokta bu sitelerin bireylere yabancılarla tanışma fırsatını vermesi yanında kullanıcılara bu siteler üzerinde arkadaşlarını bulma ve arkadaş çevrelerini diğer kullanıcılara görünür kılma imkanı vermeleridir. Sosyal paylaşım siteleri üzerindeki arkadaşlıklar başka türlü arkadaşlık bağı kurması mümkün olmayan bireyler arasında oluşabilmekte, ancak bu bireylerin ana amacı olmadığı gibi genelde bu tip arkadaşlık bağları gerçek hayatta birbirini tanıyan, ancak aralarında zayıf bağlar (latient ties) (Haythornthwaite, 2005) ya da iletişim bulunan kişiler arasında gerçekleşmektedir.


    Birçok büyük sosyal paylaşım sitesi üzerinde kullanıcılar yabancılarla ya da insanlarla tanışmaya ve yeni bir çevre oluşturmaya çalışmamakta, daha çok önceden sosyal çevrelerinin bir parçası olan insanlarla iletişime geçmektedirler. Örneğin, Facebook ve LinkedIn gibi sosyal ağlar üzerinde kurulan arkadaşlık bağlantılarının büyük çoğunluğu kullanıcıların bir şekilde gerçek ya da sosyal hayatta tanıştıkları ve yakın ya da uzak, seyrek ya da yoğun da olsa bağlantıda oldukları kişilerden oluşmaktadır.

    Sosyal paylaşım siteleri birçok teknik özellik ve uygulamaları kullansalar da bu siteler temelde üyelerinin aynı siteyi kullanan arkadaşlarının listelendiği kullanıcı profillerinden oluşmaktadır. Profiller kullanıcıların sosyal paylaşım siteleri içerisinde kendileri hakkında bilgi verdikleri ya da kendilerini tanımladıkları web sayfalarıdır. Bir sosyal paylaşım sitesine üye olunması sırasında kullanıcılardan çeşitli sorular bulunan formları doldurmaları istenmektedir. Kullanıcı profilleri genelde kişinin yaşı, cinsiyeti, yerleşim yeri, ilgi alanları gibi konular hakkında sorulan bu tip sorulara verilen cevaplarla oluşturulmaktadır.


    Birçok site aynı zamanda kullanıcıları bir profil resmi yüklemeye teşvik etmektedir. Bazı sosyal paylaşım siteleri kullanıcılara profillerinde beğendikleri fotoğraf, video, müzik gibi içeriği paylaşarak kendilerini daha fazla ifade etme olanağı verirken, Facebook gibi bazı sosyal ağlar da kullanıcıların profillerine bazı uygulama ya da modülleri (aplikasyon) yükleyerek profillerini farklılaştırmalarına imkan tanımaktadır.

    Sosyal paylaşım siteleri üzerindeki profillerin görünürlüğü siteden siteye ve kullanıcıların tercihlerine göre değişmektedir. Örneğin, başlangıç ayarı olarak Firendster ve Tribe.net siteleri üzerindeki profiller arama motorları tarafından indekslenerek herkes tarafından görülebilir halde bulunmaktadır. Alternatif olarak profesyonellere yönelik bir sosyal ağ olan LinkedIn’de site üyelerinin diğer kullanıcı profillerinin hangi kısımlarını görebileceği sitede ücretli (upgraded – yükseltilmiş)  üyelik profili oluşturup oluşturmadıklarına bağlı bulunmaktadır. MySpace gibi siteler üyelerine profillerinin herkes ya da sadece arkadaşları tarafından görülebilmesi olanağını sunmaktadır. Kişisel bilgilerin gizliliği üzerine olan politikaları eleştiri konusu olan ve sıklıkla değişen Facebook ise bu satırların yazıldığı sıralarda kullanıcılarına başlangıç ayarı olarak durum güncelleme mesajlarının, kullanıcının kendisi tarafından yüklenen fotoğraf ve linklerin, kullanıcının kısa biyografisinin, sevdiği deyim ve sözlerin, aile ve arkadaş listesinin herkes tarafından görülebilir olmasını, kullanıcının arkadaşları tarafından eklenen fotoğraf ve videoların, dini ve politik görüşleri ile doğum gününün arkadaşlarının arkadaşları tarafından görülebilir olmasını, e-posta adresinin, telefon numarasının, yerleşim yeri adresinin ve diğer kullanıcıların paylaştığı link, fotoğraf ve durum güncelleme mesajları üzerindeki yorumlarının ise sadece arkadaşları tarafından görülebilir olmasını öneriyordu. Twitter ve Friendfeed gibi sosyal paylaşım siteleri ise kullanıcı hakkında çok sınırlı ve özet bilgi verilerek kullanıcının bu siteler üzerinde yaptığı paylaşımlar üzerindeki gizliliğin en aza indirgendiği bir yapı üzerine kurulmuş durumdalar. Gizlilik ve kullanıcı bilgilerine erişim konusundaki site politikaları ve kültürü sosyal paylaşım sitelerinin kendilerini diğer benzer sitelerden ayrıştırmak konusunda kullandıkları temel araçlardan biridir.


    Bir sosyal paylaşım sitesine katıldıktan sonra üyeler siteye daha önceden katılmış arkadaşlarını bulmaya teşvik edilmektedir.

    Site üzerinde üyelerin birbirleriyle ilişkilerini tanımlayan kelimeler değişiklik göstermekle birlikte, popüler kelimeler arkadaşlar (friends), hayranlar (fans), temasta bulunulan kişiler (contacts) olarak ortaya çıkmaktadır. Birçok sosyal paylaşım sitesi, site üzerinde arkadaşlık ilişkisinin başlatılması için üyeler arasında karşılıklı onay mekanizmasını gerekli kılarken bazı sosyal paylaşım siteleri (örn. Twitter, Friendfeed) tek taraflı girişim ile üyelerin birbiriyle ilişkiye geçmesine imkan tanımaktadır. Bu tek taraflı ilişkiler çoğu zaman hayranlar (fans) veya takipçiler (followers) olarak adlandırılırken birçok site bu tek taraflı ilişkileri de arkadaşlık (friends) olarak nitelendirmektedir. Söz konusu tek taraflı ilişkiler günlük konuşma dilinde  ifade edilen arkadaşlık şeklinde olmayabileceği ve kişilerin bu tür ilişkileri kurmasının çeşitli nedenleri olabileceği için bu ilişkileri “arkadaşlık” olarak adlandırmak yanlış olabilir (Boyd, 2006a).

    Bir üyenin sosyal paylaşım siteleri üzerinde kurduğu ilişkilerin diğer kullanıcılar tarafından görülebilmesi bu sitelerin bir diğer önemli özelliğidir. Site üyelerinin arkadaş listeleri diğer üye profillerine linkler içerir ve bu arkadaş listelerini görüntüleyen kişilerin bu profilleri ziyaret ederek arkadaşlarının ilişki ağlarını takip edebilmelerini sağlar. Bazı istisnaları olsa da  birçok sosyal paylaşım sitesinde üyelerin arkadaş listeleri tüm site kullanıcıları tarafından görülebilir durumdadır. Örneğin, Facebook, LinkedIn gibi siteler üyelerine, arkadaş ya da ilişkide bulundukları kişiler listesinin diğer kullanıcılar tarafından görülebilmesini engelleme seçeneği sunmaktadır.


    Birçok sosyal paylaşım sitesi kullanıcılara arkadaşlarının profillerine mesaj bırakabilme özelliğini sunmaktadır. Bu özellik birçok sitede diğer kullanıcı profillerinin sitede yarattığı içerik üzerinde yorumda bulunma (leaving comments) olarak gerçekleşirken Facebook da olduğu gibi diğer kullanıcıların duvarına yazı yazmak gibi değişik şekiller alabilmektedir. Bu özelliğe ilave olarak hemen hemen tüm sosyal paylaşım sitelerinde kullanıcıların birbirlerine  özel ya da direkt mesaj gönderme olanağı bulunmaktadır. Bu özellik sosyal paylaşım siteleri içerisinde Hotmail, Yahoo!, Gmail gibi e-posta servislerine benzer şekilde çalışmaktadır. 

    Şu an popüler olan sosyal paylaşım sitelerinin bazıları başlngıçta bu amaçla kurulmamış sitelerdir. Örneğin, Çin sosyal paylaşım sitesi QQ bir anlık mesajlaşma servisi olarak, Cyworld Kore’de bir tartışma forumu olarak, Skyrock (eski adı Skyblog) Fransa’da hizmet veren bir blog servisi olarak kurulmuşlar ve zamanla hizmetlerine sosyal paylaşım sitelerinin özelliklerini eklemişlerdir. AsianAvenue, MiGente, and BlackPlanet gibi sitelerde başlangıçta etnik toplulukların kullandığı arkadaşlık ilişkisi kurabilme imkanının çok sınırlı olduğu siteler olarak yola çıkmışlar ve 2005-2006 yıllarında kendilerini yeniden yapılandırarak sitelerine sosyal paylaşım sitelerinin özelliklerini eklemişlerdir.

    Üye profili oluşturulması, diğer kullanıcı profilleri ile arkadaşlık ilişkileri kurma, diğer kullanıcıların yarattığı içerik üzerinde yorum yapma, özel mesajlaşma dışında sosyal paylaşım siteleri kullanıcılarına sundukları diğer hizmetler ve kullanıcı tabanı konusunda da oldukça farklılaşmaktadır. Örneğin, popüler sosyal paylaşım sitesi Facebook kullanıcılarına, diğer sosyal paylaşım sitelerinin sunduğu bilindik hizmetler dışında anlık mesajlaşma servisi, Facebook kullanıcı şifresi ile Facebook Connect uygulamasını kullanan diğer web sitelerine giriş yapabilme, diğer web siteleri üzerinde beğendikleri içeriği sadece bir tıklama ile Facebook arkadaşlarının (kullanıcılarının) beğenisine sunma gibi özellikler sunarak hizmetlerini oldukça çeşitlendirmiştir. Benzer şekilde bazı sosyal paylaşım siteleri üyelerine fotoğraf ve video paylaşımı imkanı, site içi blog servisi, anlık mesajlaşma imkanı sunmaktadır. Bazı sosyal paylaşım siteleri mobil kullanıcılara özel geliştirilirken (Dodgeball gibi), günümüzde Facebook, Twitter, Foursquare gibi birçok sosyal paylaşım sitesi artan smartphone ve mobil internet kullanımına bağlı olarak web tabanlı versiyonlarının mobil kullanıcılar için optimize edilmiş halini de kullanıma sunarak artan mobil internet trafiğinden faydalanmaya çalışmaktadır. Birçok sosyal paylaşım sitesi belirli coğrafi kitle veya dili kullanan kullanıcıları hedef kitle olarak seçerken söz konusu kullanıcı grupları sitenin üye sayısının artmasına bağlı olarak daha kozmopolit ya da başlangıçta belirlenen hedef kitleden tamamen farklı bir hal alabilmektedir. Örneğin, kurucusu Google çalışanı bir Türk olan Orkut isimli sosyal paylaşım sitesi başlangıçta Amerika’da İngilizce arayüzle yayıma başlayan bir sosyal ağ iken zamanla Brezilyalı üyelerin ağırlıkta olduğu bir sosyal ağ halini almıştır (Kopytoff, 2004). Orkut günümüzde de Kuzey Amerika’dan çok Latin Amerika ülkeleri ve Hindistan’da popüler olan bir sosyal ağa dönüşmüş durumda. Bunun yanında bazı sosyal ağlar tamamen etnik, dini, politik v.b.g. kimlik farklılıklarını dikkate alarak bu gruplardaki kullanıcılara özel olarak geliştirilmektedir. Örneğin, köpek (Dogster) ve kedi (Catster) sahiplerine özel olarak geliştirilmiş ve kedi – köpek sahiplerinin hayvanlarının isim ve fotoğrafları ile profil sayfaları açtıkları sosyal paylaşım ağları dahi bulunmaktadır.


    Sosyal paylaşım siteleri daha fazla kullanıcı sayısına erişebilmek için sıklıkla geniş kitleler tarafından erişilebilir ve kullanılabilir şekilde yapılandırılsalar da başlangıçta homojen olan (aynı gruptan) bir kullanıcı tabanına sahip olmaktadır. Site kurucularının amacı bu olmasa da sosyal paylaşım sitelerini kendilerini milliyet, yaş, eğitim seviyesi, meslek gibi unsurları dikkate alarak farklılaştıran üyelerin kullandığını görmek şaşırtıcı değildir.

     

    MAKALENİN TEMEL ALDIĞI ANA KAYNAK (ORJİNAL İNGİLİZCE METNİ):
    Boyd, D. M., & Ellison, N. B. (2007). Social network sites: Definition, history, and scholarship. Journal of Computer-Mediated Communication, 13(1), article 11. http://jcmc.indiana.edu/vol13/issue1/boyd.ellison.html
    DİĞER KAYNAKLAR:
    Acquisti, A., & Gross, R. (2006). Imagined communities: Awareness, information sharing, and privacy on the Facebook. In P. Golle & G. Danezis (Eds.), Proceedings of 6th Workshop on Privacy Enhancing Technologies (pp. 36-58). Cambridge, UK: Robinson College.

    Adamic, L. A., Büyükkökten, O., & Adar, E. (2003). A social network caught in the Web. First Monday, 8 (6). Retrieved July 30, 2007 from http://www.firstmonday.org/issues/issue8_6/adamic/index.html

    Backstrom, L., Huttenlocher, D., Kleinberg, J., & Lan, X. (2006). Group formation in large social networks: Membership, growth, and evolution. Proceedings of 12th International Conference on Knowledge Discovery in Data Mining (pp. 44-54). New York: ACM Press.

    Bahney, A. (2006, March 9). Don’t talk to invisible strangers. New York Times. Retrieved July 21, 2007 from http://www.nytimes.com/2006/03/09/fashion/thursdaystyles/09parents.html

    Barnes, S. (2006). A privacy paradox: Social networking in the United States. First Monday, 11 (9). Retrieved September 8, 2007 from http://www.firstmonday.org/issues/issue11_9/barnes/index.html

    BBC. (2005, July 19). News Corp in $580m Internet buy. Retrieved July 21, 2007 from http://news.bbc.co.uk/2/hi/business/4695495.stm

    Benzie, R. (2007, May 3). Facebook banned for Ontario staffers. The Star. Retrieved July 21, 2007 from http://www.thestar.com/News/article/210014

    boyd, d. (2004). Friendster and publicly articulated social networks. Proceedings of ACM Conference on Human Factors in Computing Systems (pp. 1279-1282). New York: ACM Press.

    boyd, d. (2006a). Friends, Friendsters, and MySpace Top 8: Writing community into being on social network sites. First Monday, 11 (12). Retrieved July 21, 2007 from http://www.firstmonday.org/issues/issue11_12/boyd/

    boyd, d. (2006b, March 21). Friendster lost steam. Is MySpace just a fad? Apophenia Blog. Retrieved July 21, 2007 from http://www.danah.org/papers/FriendsterMySpaceEssay.html

    boyd, d. (in press-a). Facebook’s privacy trainwreck: Exposure, invasion, and social convergence. Convergence, 14 (1).

    boyd, d. (in press-b). None of this is real. In J. Karaganis (Ed.), Structures of Participation. New York: Social Science Research Council.

    boyd, d. (2008). Why youth (heart) social network sites: The role of networked publics in teenage social life. In D. Buckingham (Ed.), Youth, Identity, and Digital Media (pp. 119-142). Cambridge, MA: MIT Press.

    boyd, d., & Heer, J. (2006). Profiles as conversation: Networked identity performance on Friendster. Proceedings of Thirty-Ninth Hawai’i International Conference on System Sciences. Los Alamitos, CA: IEEE Press.

    Byrne, D. (in press). The future of (the) ‘race’: Identity, discourse and the rise of computer-mediated public spheres. In A. Everett (Ed.), MacArthur Foundation Book Series on Digital Learning: Race and Ethnicity Volume (pp. 15-38). Cambridge, MA: MIT Press.

    Cassidy, J. (2006, May 15). Me media: How hanging out on the Internet became big business. The New Yorker, 82 (13), 50.

    Chafkin, M. (2007, June). How to kill a great idea! Inc. Magazine. Retrieved August 27, 2007 from http://www.inc.com/magazine/20070601/features-how-to-kill-a-great-idea.html

    Charnigo, L., & Barnett-Ellis, P. (2007). Checking out Facebook.com: The impact of a digital trend on academic libraries. Information Technology and Libraries, 26 (1), 23.

    Choi, J. H. (2006). Living in Cyworld: Contextualising Cy-Ties in South Korea. In A. Bruns & J. Jacobs (Eds.), Use of Blogs (Digital Formations) (pp. 173-186). New York: Peter Lang.

    Cohen, R. (2003, July 5). Livewire: Web sites try to make internet dating less creepy. Reuters. Retrieved July 5, 2003 from http://asia.reuters.com/newsArticle.jhtml?type=internetNews&storyID=3041934

    comScore. (2007). Social networking goes global. Reston, VA. Retrieved September 9, 2007 from http://www.comscore.com/press/release.asp?press=1555

    Consumer Affairs. (2006, February 5). Connecticut opens MySpace.com probe. Consumer Affairs. Retrieved July 21, 2007 from http://www.consumeraffairs.com/news04/2006/02/myspace.html

    Donath, J., & boyd, d. (2004). Public displays of connection. BT Technology Journal, 22 (4), 71-82.

    Dwyer, C., Hiltz, S. R., & Passerini, K. (2007). Trust and privacy concern within social networking sites: A comparison of Facebook and MySpace. Proceedings of AMCIS 2007, Keystone, CO. Retrieved September 21, 2007 from http://csis.pace.edu/~dwyer/research/DwyerAMCIS2007.pdf

    Ellison, N., Steinfield, C., & Lampe, C. (2007). The benefits of Facebook “friends”: Exploring the relationship between college students’ use of online social networks and social capital. Journal of Computer-Mediated Communication, 12 (3), article 1. Retrieved July 30, 2007 from http://jcmc.indiana.edu/vol12/issue4/ellison.html

    Ewers, J. (2006, November 9). Cyworld: Bigger than YouTube? U.S. News & World Report. Retrieved July 30, 2007 from LexisNexis.

    Festa, P. (2003, November 11). Investors snub Friendster in patent grab. CNet News. Retrieved August 26, 2007 from http://news.com.com/2100-1032_3-5106136.html

    Finkelhor, D., Ybarra, M., Lenhart, A., boyd, d., & Lordan, T. (2007, May 3). Just the facts about online youth victimization: Researchers present the facts and debunk myths. Internet Caucus Advisory Committee Event. Retrieved July 21, 2007 from http://www.netcaucus.org/events/2007/youth/20070503transcript.pdf

    Fono, D., & Raynes-Goldie, K. (2006). Hyperfriendship and beyond: Friends and social norms on LiveJournal. In M. Consalvo & C. Haythornthwaite (Eds.), Internet Research Annual Volume 4: Selected Papers from the AOIR Conference (pp. 91-103). New York: Peter Lang.

    Fragoso, S. (2006). WTF a crazy Brazilian invasion. In F. Sudweeks & H. Hrachovec (Eds.), Proceedings of CATaC 2006 (pp. 255-274). Murdoch, Australia: Murdoch University.

    Frosch, D. (2007, May 15). Pentagon blocks 13 web sites from military computers. New York Times. Retrieved July 21, 2007 from http://www.nytimes.com/2007/05/15/washington/15block.html

    Gajjala, R. (2007). Shifting frames: Race, ethnicity, and intercultural communication in online social networking and virtual work. In M. B. Hinner (Ed.), The Role of Communication in Business Transactions and Relationships (pp. 257-276). New York: Peter Lang.

    Geidner, N. W., Flook, C. A., & Bell, M. W. (2007, April). Masculinity and online social networks: Male self-identification on Facebook.com. Paper presented at Eastern Communication Association 98th Annual Meeting, Providence, RI.

    George, A. (2006, September 18). Living online: The end of privacy? New Scientist, 2569. Retrieved August 29, 2007 from http://www.newscientist.com/channel/tech/mg19125691.700-living-online-the-end-of-privacy.html

    Goldberg, S. (2007, May 13). Analysis: Friendster is doing just fine. Digital Media Wire. Retrieved July 30, 2007 from http://www.dmwmedia.com/news/2007/05/14/analysis-friendster-is-doing-just-fine

    Golder, S. A., Wilkinson, D., & Huberman, B. A. (2007, June). Rhythms of social interaction: Messaging within a massive online network. In C. Steinfield, B. Pentland, M. Ackerman, & N. Contractor (Eds.), Proceedings of Third International Conference on Communities and Technologies (pp. 41-66). London: Springer.

    Gross, R., & Acquisti, A. (2005). Information revelation and privacy in online social networks. Proceedings of WPES’05 (pp. 71-80). Alexandria, VA: ACM.

    Haythornthwaite, C. (2005). Social networks and Internet connectivity effects. Information, Communication, & Society, 8 (2), 125-147.

    Heer, J., & boyd, d. (2005). Vizster: Visualizing online social networks. Proceedings of Symposium on Information Visualization (pp. 33-40). Minneapolis, MN: IEEE Press.

    Herring, S. C., Paolillo, J. C., Ramos Vielba, I., Kouper, I., Wright, E., Stoerger, S., Scheidt, L. A., & Clark, B. (2007). Language networks on LiveJournal. Proceedings of the Fortieth Hawai’i International Conference on System Sciences. Los Alamitos, CA: IEEE Press.

    Hewitt, A., & Forte, A. (2006, November). Crossing boundaries: Identity management and student/faculty relationships on the Facebook. Poster presented at CSCW, Banff, Alberta.

    Hjorth, L., & Kim, H. (2005). Being there and being here: Gendered customising of mobile 3G practices through a case study in Seoul. Convergence, 11 (2), 49-55.

    Hjorth, L., & Yuji, M. (in press). Logging on locality: A cross-cultural case study of virtual communities Mixi (Japan) and Mini-hompy (Korea). In B. Smaill (Ed.), Youth and Media in the Asia Pacific. Cambridge, UK: Cambridge University Press.

    Hodge, M. J. (2006). The Fourth Amendment and privacy issues on the “new” Internet: Facebook.com and MySpace.com. Southern Illinois University Law Journal, 31, 95-122.

    Hogan, B. (in press). Analyzing social networks via the Internet. In N. Fielding, R. Lee, & G. Blank (Eds.), Sage Handbook of Online Research Methods. Thousand Oaks, CA: Sage.

    H.R. 5319. (2006, May 9). Deleting Online Predators Act of 2006. H.R. 5319, 109th Congress. Retrieved July 21, 2007 from http://www.govtrack.us/congress/billtext.xpd?bill=h109-5319

    Hsu, W. H., Lancaster, J., Paradesi, M. S. R., & Weninger, T. (2007). Structural link analysis from user profiles and friends networks: A feature construction approach. Proceedings of ICWSM-2007 (pp. 75-80). Boulder, CO.

    Jagatic, T., Johnson, N., Jakobsson, M., & Menczer, F. (2007). Social phishing. Communications of the ACM, 5 (10), 94-100.

    Kopytoff, V. (2004, November 29). Google’s orkut puzzles experts. San Francisco Chronicle. Retrieved July 30, 2007 from http://www.sfgate.com/cgi-bin/article.cgi?f=/c/a/2004/11/29/BUGU9A0BH441.DTL

    Kornblum, J., & Marklein, M. B. (2006, March 8). What you say online could haunt you. USA Today. Retrieved August 29, 2007 from http://www.usatoday.com/tech/news/internetprivacy/2006-03-08-facebook-myspace_x.htm

    Kumar, R., Novak, J., & Tomkins, A. (2006). Structure and evolution of online social networks. Proceedings of 12th International Conference on Knowledge Discovery in Data Mining (pp. 611-617). New York: ACM Press.

    Lampe, C., Ellison, N., & Steinfield, C., (2006). A Face(book) in the crowd: Social searching vs. social browsing. Proceedings of CSCW-2006 (pp. 167-170). New York: ACM Press.

    Lampe, C., Ellison, N., & Steinfeld, C. (2007). A familiar Face(book): Profile elements as signals in an online social network. Proceedings of Conference on Human Factors in Computing Systems (pp. 435-444). New York: ACM Press.

    Lenhart, A., & Madden, M. (2007, April 18). Teens, privacy, & online social networks. Pew Internet and American Life Project Report. Retrieved July 30, 2007 from http://www.pewinternet.org/pdfs/PIP_Teens_Privacy_SNS_Report_Final.pdf

    Liben-Nowell, D., Novak, J., Kumar, R., Raghavan, P., & Tomkins, A. (2005) Geographic routing in social networks. Proceedings of National Academy of Sciences, 102 (33) 11,623-11,628.

    Liu, H., Maes, P., & Davenport, G. (2006). Unraveling the taste fabric of social networks. International Journal on Semantic Web and Information Systems, 2 (1), 42-71.

    Madhavan, N. (2007, July 6). India gets more Net Cool. Hindustan Times. Retrieved July 30, 2007 from http://www.hindustantimes.com/StoryPage/StoryPage.aspx?id=f2565bb8-663e-48c1-94ee-d99567577bdd

    Marwick, A. (2005, October). “I’m a lot more interesting than a Friendster profile:” Identity presentation, authenticity, and power in social networking services. Paper presented at Internet Research 6.0, Chicago, IL.

    Mazer, J. P., Murphy, R. E., & Simonds, C. J. (2007). I’ll see you on “Facebook:” The effects of computer-mediated teacher self-disclosure on student motivation, affective learning, and classroom climate. Communication Education, 56 (1), 1-17.

    McLeod, D. (2006, October 6). QQ Attracting eyeballs. Financial Mail (South Africa), p. 36. Retrieved July 30, 2007 from LexisNexis.

    National School Boards Association. (2007, July). Creating and connecting: Research and guidelines on online social—and educational—networking. Alexandria, VA. Retrieved September 23, 2007 from http://www.nsba.org/site/docs/41400/41340.pdf

    Nyland, R., & Near, C. (2007, February). Jesus is my friend: Religiosity as a mediating factor in Internet social networking use. Paper presented at AEJMC Midwinter Conference, Reno, NV.

    O’Shea, W. (2003, July 4-10). Six Degrees of sexual frustration: Connecting the dates with Friendster.com. Village Voice. Retrieved July 21, 2007 from http://www.villagevoice.com/news/0323,oshea,44576,1.html

    Paolillo, J. C., & Wright, E. (2005). Social network analysis on the semantic web: Techniques and challenges for visualizing FOAF. In V. Geroimenko & C. Chen (Eds.), Visualizing the Semantic Web (pp. 229-242). Berlin: Springer.

    Perkel, D. (in press). Copy and paste literacy? Literacy practices in the production of a MySpace profile. In K. Drotner, H. S. Jensen, & K. Schroeder (Eds.), Informal Learning and Digital Media: Constructions, Contexts, Consequences. Newcastle, UK: Cambridge Scholars Press.

    Preibusch, S., Hoser, B., Gürses, S., & Berendt, B. (2007, June). Ubiquitous social networks—opportunities and challenges for privacy-aware user modelling. Proceedings of Workshop on Data Mining for User Modeling. Corfu, Greece. Retrieved October 20, 2007 from http://vasarely.wiwi.hu-berlin.de/DM.UM07/Proceedings/05-Preibusch.pdf

    Recuero, R. (2005). O capital social em redes sociais na Internet. Revista FAMECOS, 28, 88-106. Retrieved September 13, 2007 from http://www.pucrs.br/famecos/pos/revfamecos/28/raquelrecuero.pdf

    S. 49. (2007, January 4). Protecting Children in the 21st Century Act. S. 49, 110th Congress. Retrieved July 30, 2007 from http://thomas.loc.gov/cgi-bin/query/F?c110:1:./temp/~c110dJQpcy:e445:

    Shirky, C. (2003, May 13). People on page: YASNS… Corante’s Many-to-Many. Retrieved July 21, 2007 from http://many.corante.com/archives/2003/05/12/people_on_page_yasns.php

    Skog, D. (2005). Social interaction in virtual communities: The significance of technology. International Journal of Web Based Communities, 1 (4), 464-474.

    Spertus, E., Sahami, M., & Büyükkökten, O. (2005). Evaluating similarity measures: A large-scale study in the orkut social network. Proceedings of 11th International Conference on Knowledge Discovery in Data Mining (pp. 678-684). New York: ACM Press.

    Stutzman, F. (2006). An evaluation of identity-sharing behavior in social network communities. Journal of the International Digital Media and Arts Association, 3 (1), 10-18.

    Sundén, J. (2003). Material Virtualities. New York: Peter Lang.

    Walther, J. B., Van Der Heide, B., Kim, S. Y., & Westerman, D. (in press). The role of friends’ appearance and behavior on evaluations of individuals on Facebook: Are we known by the company we keep? Human Communication Research.

    Wellman, B. (1988). Structural analysis: From method and metaphor to theory and substance. In B. Wellman & S. D. Berkowitz (Eds.), Social Structures: A Network Approach (pp. 19-61). Cambridge, UK: Cambridge University Press.

    Wolak, J., Mitchell, K., & Finkelhor, D. (2006). Online victimization of youth: Five years later. Report from Crimes Against Children Research Center, University of New Hampshire. Retrieved July 21, 2007 from http://www.unh.edu/ccrc/pdf/CV138.pdf

    Zinman, A., & Donath, J. (2007, August). Is Britney Spears spam? Paper presented at the Fourth Conference on Email and Anti-Spam, Mountain View, CA.

    ]]>
    2011-12-20 21:17:38sosyal medya/socials 1 --
    İnovasyon Kitaplarıhttp://ebay27.com/detail.php?id=58 İnovasyon Çemberi

    Son yıllarda her alanda karşımıza çıkan "İnovasyon", iş dünyasının gündemine tamamiyle yerleşmiş durumda. İnovasyon hakkında uluslar arası toplantılar yapılıyor, üzerine kitaplar yazılıyor, gazete ve dergilerde çeşitli haberler çıkıyor.
    Peki, son dönemin modası inovasyonu Türkler nasıl keşfetti?
    Kitapta yenilikçi fikirleriyle başarıyı yakalayan Türk İşadamlarının öykülerinin yanı sıra, aynı zamanda işledikleri


    vahim hatalar nedeniyle yok olan kimi markaların öykülerini de bulacaksınız. (Tanıtım Yazısından) 













    İnovasyonla Başarıyı Yakalayan Türkler



    "Amerikan şirketlerinin gelmiş oldukları durum, şüphe yok ki, Peters´ın onları teşvik ettiği noktadır."-The New Yorker Amazon.com okuyucularından "İnovasyon Çemberi"ne övgüler "Okuduğum, gördüğüm ya da denediğim en iyi ticaret kitabı." -Oviedo, Florida "Ekonominin içindeki herkes için tam bir değer ve anlayış... Eğer kendinizi geleceğe nasıl hazırlayacağınızı öğrenmek istiyorsanız, bu kitabı alın." Chicago, Illınois "Okuduğum en iyi beş kitaptan biri - Woodstock,

     New York "Açık, yeni ve provokatif bir kitap. Bitince tekrar okudum. Bu kitabın stili gerçekten yeni, konseptler açık ve aşırı derecede provokatif." Barselona, İspanya "1990´lar ve sonrasında, bir işte başarılı olmak konusunda ciddiyseniz, bu kitabı okumanız gerekir. Gerçekten başarıya ulaşmanın bir kılavuzu."Toronto, Kanada "Eğer son zamanlarda iyi bir ticaret kitabı okumadıysanız, bu kitabı okumak için zaman yaratın." -Cincinnati, Ohio















    İnovasyon Hayat Kurtarır


    Bu kitap, yöneticilere ve liderlere inovasyonun kurum genelinde neden ve nasıl teşvik edileceğini gösteren bir iş planı sunmaktadır. Türk iş adamlarının ve işkadınlarının, bu kitabın organizasyondaki herkes tarafından okunması zorunlu tutmasında büyük fayda vardır.

    Jeffrey Fox "Yönetim danışmanlığının babası Peter Drucker, bir zamanlar iş dünyasındaki en önemli iki fonksiyonun, yeni müşteri yarattığı için pazarlama ve inovasyon olduğunu yazmıştı. Bu kitap bu fonksiyonları anlamak için büyük katkı sağlayacaktır."Jack Trout













    Büyük Olma Muhteşem Ol


    Krizin bütün şiddetiyle yaşandığı bugünlerde inovasyon, yok olmaktan önceki son çıkış yolu. Böyle bir ortamda, iş dünyasındaki büyük değişimleri ve yenilikleri içinde barındıran inovasyon, ülkeleri ve şirketleri ayakta tutacak tek formül gibi duruyor. Çünkü krizler, uzun vadede yaratıcılığı artırabilir. Ayrıca biliyoruz ki inovasyon, ülkeleri tek başına kurtaracak sihirli bir formül değildir. Fakat ülke kalkınmasının ve gelişmesinin yegâne araçlarından biridir.
    Kitapta, birçok başarılı inovasyon örneği bulacaksınız. Bu örnekler size ilham verecek. Belki de yepyeni bir buluşu hayata geçireceksiniz.


    Büyük Olma Muhteşem Ol 'da krizin olumlu taraflarını görüp hayret ediyoruz. Özellikle ekonomik durgunluk ve gerileme dönemlerinin yaratıcılığa zemin hazırlaması, farklı arayışları körüklemesi yaşanmış birçok örnekle su gibi anlatılıyor. İnsanı motive ediyor, girişimcilik ruhu aşılıyor.








     ÇOCUKLAR İÇİN İNOVASYON


    Özet:Bu kitap, bugünümüzü ve geleceğimizi şekillendirmekte olan İnovasyon konusunda çocuklarımızı bilgilendirmek ve onların birer inovatif girişimci olarak yetişmelerine katkı sağlamak amacıyla hazırlandı.İnovasyonu kısaca; farklı, değişik, yeni fikirler geliştirmek ve bunları uygulamak olarak tanımlayabiliriz. İnovasyon, ülkelerin kalkınması ve toplumların ilerlemesi için ön şart.Yapılan pek çok araştırma, ülkelerin İnovasyon sayesinde ekonomik büyümeyi sağladıklarını, toplumsal refah ve yaşam kalitesini artırdıklarını, işsizlik ve eşitsizlik gibi

    sorunların üstesinden gelmeyi başardıklarını gösteriyor. Bunun için çocuklarımızın eski köye yeni adet getiren, başımıza icat çıkaran, aklın yolunun bir değil, bin olduğuna inanan ve bu yolları araştırıp ortaya çıkararak; ülkesi, toplumu ve kendisi için en yararlı olanları hayata geçiren bireyler olarak yetişmesi gerekiyor.









    Yönetimde Devrimin Rehberi


    İngilizce olarak bile anlamı tam bilinmeyen bu kelime, Türkçe'de karşılığı da olmadığı için iyice gizemli bir hale dönüşüyor. "Yenilik" olarak ifade edilebilecek, ama özünde "Yaratıcılık" yatan "İnovasyon" için verilebilecek en güzel tanım, belki de kısaca "yaratıcılık kullanarak herhangi bir konuda yenilik meydana getirmek."

    İnovasyon olmayan bir şeyi sunmaktır. Bu bir icat olabilir, ya da bilinen bir şeyi farklı bir alanda kullanarak yenilik yaratmak olabilir. İnovasyon örneklerini incelediğimizde bunların %99'unun bililenenleri yeni bir alanda kullanmak olduğunu, buna karşılık sadece %1'nin tamamen yeni bir icatla ilgili olduğunu görürüz.

    Bir işletmenin her alanında "İnovasyon" yapılabilir. Tedarik, planlama, mühendislik, bakım, üretim, montaj, sevkiyat, dağıtım kanalı, tanıtım. Her süreçte yeniliğe yer var. Yapılması gereken, geniş açıdan bakabilmek ve mevcudu veri olarak kabul etmemek.


    İnovasyon nedir. İnovasyon olmayan bir şeyi sunmaktır. Bu bazen bir icattır (yüzde 1 örnekte bu görülür), bazen bilinen bir şeyi farklı bir alanda kullanarak yenilik yaratmak (bu ise yüzde 99'u kapsar). Peki bir işletmede bu nasıl başarılır, hayata geçirildiğinde faydaları nedir?

    KMI (www.kavrakoglu.com) CEO'su, uluslararası ödüller ve devlet projeleri sahibi, otuzu aşkın akademik eserin yazarı, Türkiye'nin eğitim ve bilim alanında en büyük markalarından Prof. İbrahim Kavrakoğlu, Türkiye ve dünyada 2007'nin en popüler kavramı olmaya aday 'İnovasyon' konusundaki bu sorulara şu cevabı veriyor:

    "Bir işletmenin her alanında 'İnovasyon' yapılabilir. Tedarik, planlama, mühendislik, bakım, üretim, montaj, sevkiyat, dağıtım kanalı, tanıtım. Her süreçte yeniliğe yer var. Yapılması gereken, geniş açıdan bakabilmek ve mevcudu veri olarak kabul etmemek."

    Okuyucunun ilgisini çekecek farklı konuların işlendiği, örnek vakaların, istatistiksel veri ve grafiklerin paylaşıldığı toplam 7 bölümden oluşan 'İnovasyon' (Bilgi, Bilgi Ekonomisi, Eğitim, Şirketler, Siyaset, Bilişim ve İnovasyon), kendisini 2007 boyunca takip edecek benzerlerine öncülük edecek. Güncel verilerle donatılmış ve Orhan Büyükdoğan'ın çizimleriyle hareketlendirilmiş eser, Türkiye ve dünya gerçekleri üzerine son derece doyurucu içeriğiyle, uzun haftalar boyunca Türkiye'nin en çok satan iş dünyası kitabı olmaya aday. "Maji" ve "Effect" reklam ve danışmanlık firmaları üzerinden yapılacak yoğun tanıtım çalışmaları ile, basının ilgisi uzun süre bu kitap üzerinde toplanacak.
     










    Markaların İnovasyon Manifestosu


    ·IKEA, Coca Cola Co., Sony Ericsson, IBM, Napster ve Diageo gibi uluslar arası şirketlerin danışmanı
    ·Dünyanın en çok talep gören konuşmacısı..
    ·Günümüzün en sıra dışı pazarlama gurusu

     

    Marka nasıl yaratılır, pazarlar nasıl yeniden tanımlanır ve alışkanlıklara nasıl meydan okunur?
    Pazarlama üzerine çalışan herkes, John Grant’in bu kitabında hem kışkırtıcı, hem de zekice planlanmış fikirler bulacaktır. Eğlendirici tarzı sayesinde kolaylılar okunabilmekte. Tüm pazarlama profesyonellerine yaratıcı bir ilham kaynağı olacaktır.       




















    10 İnovasyon Emri


    Çalışma Ortamınızdaki İnsanların Farkında Bile Olmadıkları 10 İnovasyon Cevherini Keşfedin!...
    Artık yeni şeyler söylemenin çok zor olduğu bir zamanda inovasyon, bambaşka bir yenilikçilik anlayışının adı. Tom Kelley ise dünyaca ünlü bir inovasyon gurusu. Dünyanın büyük ve güçlü şirketleri konu inovasyon olduğunda ona danışıyorlar. Ama Kelleyâ in deneyimleri yalnızca bu m şirketlerin değil sizin de yararlanmanız için artık evinize, ofisinize kadar bu kitapla geliyor.

    Şirketinizde kimin müşterileri analiz eden bir Antropolog kimin farklı şeyleri birleştirerek yeni fikirler üreten bir Çaprazlayıcı ya da kimin zorlukların üstesinden gelen bir Mücadeleci olduğunu öğrendiğinizde şaşıracaksınız. Bu kitabı okurken, belki de hiç bilmediğiniz özelliklerinizi keşfedecek ve inovasyona giden yolda ufkunuzu netleştireceksiniz.



    ]]>
    2011-12-19 23:15:00inovasyon/Ürün --
    Tatlılarıyla Antep Sofrasıhttp://ebay27.com/detail.php?id=55Katmer 

       Kuru mayayı derin bir kaba alın, üzerine ılık su, ılık süt ve tozşekeri ilave edip mayalanmaya bırakın. Mayalandıkdan sonra tuz ve yeterince un ilave edip iyice kıvam alana kadar yoğrun.
     Hamurdan elma büyüklüğünde bezeler ayırın, ince bir şekilde açın. Bir yandan margarini küçük tavada eritin ve sıvıyağıda katın, yarım su bardağı suda yağlı karışıma katın.
    Bu yağlı karışımdan açılmış hamurun üzerine gezdirin. İki kenarı ortaya doğru katlayın ve yine üzerini yağlayın.  Bir kez daha katlayıp tekrar yağlayın.  Hamurun kenarlarını bu sefer içe doğru katlayın ve bıçakla birbirinden keserek ayrın.  Hazırladığınız hamur bezelerini yarım saat kadar buzdolabında bekletin. Bezeleri sonra tekrar açın ve hafif yağlanmış teflon tavada iki taraflı pişirin.





    Yapılışı
  • 2 su bardağı ılık süt
  • 2 su bardağı ılık su
  • 1 tatlı kaşığı tozşekeri
  • 1 paket kuru maya
  • 1 çorba kaığı tuz
  • aldığı kadar un
  • 1 paket margarin
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • Şam Tatlısı


    İrmik, şeker, ayçiçek yağı koyu kıvama gelene kadar yoğrulur ve ya mikserde çekilir.

    Fırın tepsisi yağlanır ve üzerine un serpilir sonra hazırlanan karşıyım üzerine yaydırılır.Onun da  üzerine sütle çırpılmış yumurta sürülüp fırına verilir.

    Tam kızarmadan fırından çıkarılır bıçakla dilimlenir. Sonra tekrar fırına sürülür ve yüz kısmı kızarana kadar pişirilir.

    Fırından çıkarılan tatlının üzerine daha önceden hazırlanmış olan soğuk şurup dökülür. Üzerine hindistan cevizi veya badem ya da antep fıstığı ile süslenir.



    Yapılışı
    • 500 Gram İrmik
    • 500 Gram Süt
    • 250 Gram Toz Şeker
    • 125 Gram Ayçiçek Yağı
    • 125 Gram Çekilmiş Antep Fıstığı
    • 75 Gram Un
    • 10 Gram Hindistan Cevizi
    • Şurup


     Antep Katmeri

    Hamurluk malzemeler (Un,Su,Tuz) birbirine karıştırıldıktan sonra yoğurulur. Kulak memesi yumuşaklığına gelince avuç içiyle yumak haline getirilir. Biraz ayçiçek yağıyla yağlanır ve bir saat dinlendirilir, bir saat sonunda hamurumuz hazır olur. Hamuru açmak için, hamur yumağı el ile ezilir daha sonra merdane ile büyütülür. Elle havada çevirilerek açılır, kağıt inceliğine gelince elle düzeltilir ve muska gibi katlanıp dört köşe haline getirilir. Katlanan hamurun ortasına iç malzemesi konularak, tekrar dört köşesinden içe doğru katlanır, tavaya yerleştirilerek fırına sürülür. 10-15 dakika fırında kızarıncaya kadar pişirilir. Sonrasındaysa afiyetle yenir.



    Yapılışı
  • 150 Gr Un
  • 1 Çay Bardağı Su
  • 1 Çay Kaşığı Tuz
  • 2 Yemek Kaşığı Şeker
  • 2 Yemek Kaşığı Çekilmiş Antep Fıs
  • 100 Gr Süt Kaymağı 


  •  Tel Kadayıf


    Bir kapta eritilmiş margarinin üçte birini pekmez ile karıştırın. Kadayıfı pişireceğiniz tepsinin dibine karışımın tamamını sürün Fırınınızı 150 C ye getirip ısıtın.
    Çiğ kadayıfın yarısını iki elinizin arasında ovalayın ve tepsiye eşit olarak dağıtın. Kabarık bir halde olan kadayıfı elinizle bastırın. Üzerine çekilmiş antepfıstığını serpiştirin. Kalan kadayıfı yine ovalayarak tepsiye dağıtıp, üzerine bastırın.
    Kalan margarini kadayıfın üzerinde gezdirin. Isıtılmış fırına sürerek kadayıf kızanncaya kadar yaklaşık 30 dakika pişirin.
    Şurubunu hazırlamak için şekeri ve suyu bir tencerede karıştırarak kaynatın. Şurup kıvama gelince limon suyunu katıp karıştırın. Bir taşım kaynatıp, ateşten alın. Pişen kadayıfı fırından alıp biraz daha büyük bir tepsiye ters çevirerek 2-3 dakika dinlemeye bırakın. Üzerine kaynar haldeki şurubunu döküp, kadayıf şurubu tamamen çekinceye kadar tepsisinde soğumaya bırakın, İyice soğuduktan sonra servis yapın.



    Yapılışı
  • 1 kg. çiğ telkadayıf
  • 500 gr. eritilmiş margarin
  • 50 ml. pekmez
  • 300 gr. iri çekilmiş antepfıstığı
  • 2 kg. tozşeker (8 su bardağı)
  • 1 lt su (4 su bardağı)
  • 1/2 adet limonun suyu


  • Kadayıf

    Kadayıfın yarısı 150 gr. yağla yağlanmış tepsinin içerisine basılır, arasına fıstık serpiştirilir, kalan kadayıflar tepsiye konur. Kadayıfların üzeri aynı büyüklükte bir tepsi ile bastırılarak sıkıştırılır. Kadayıf fırında kısık ateşte üstü kızarana kadar pişirilir. Üstü pişen kadayıf başka bir tepsi yardımıyla çevrilir, tepsinin kenarlarına 50 gr. yağ damlatılır ve tekrar fırına sürülür. Kadayıfın her iki tarafı da piştikten sonra sıcak olarak şerbeti verilir ve servise sunulur.




    Yapılışı
  • 100 gr. Antep fıstığı içi
  • 250 gr. tereyağı
  • Yarım kg. çiğ tel kadayıf
  • 750 gr. şeker
  • Yarım lt. su
  • Yarım limon



  • Kurabiye


    Yağı ve şekeri derin bir kapta yoğurun. Un ve irmiği az az ilave edilerek yoğurarak hamur elde edilir. Hazırlanan hamur bir tezgahta daire şeklinde kıvırılır. Birleşim yerlerine birer tane fıstık konulur ve yağlanmamış tepsiye dizilir. Tepsiler orta hararetli fırına sürülür ve kurabiyeler üzerleri beyaz kalacak şekilde pişirilir.

    Not: İstenirse, kurabiyenin hamuruna, çekilmiş antep fıstığı katılabilir.




    Yapılışı
  • 500 gr. un
  • 300 gr. ince irmik
  • 1 paket margarin
  • Yarım kg. toz şeker
  • 50 gr. antep fıstığı

  • Sütlaç


    Süt ilk önce kaynatılır. kaynadıktan sonra pirinç ve şeker ilave edilir. Pirinçler yumuşayıp süt koyulaşıncaya kadar pişirilir (yaklaşık 1 saat). Hazırlanan sütlaç, küçük kaselere konulur, üzerleri tarçınla süslenir ve soğuması için bir tezgaha dizilir. Sütlaç soğuk soğuk servise sunulur.


     


    Yapılışı
  • 1 çay bardağı pirinç
  • 1 lt. süt
  • 1 su bardağı şeker
  • İsteğe göre tarçın


  •  Nişe Helvası

    Bir tencerede nişasta, şeker ve su karıştırarak katı hale gelinceye kadar pişirilir.Sonra 1 su bardağı tereyağının yarısı bu karışıma ilave edilir. Helva yağı ilave edildikten sonra bir süre daha ocağın üzerinde karıştırılmaya devam edilir. Kısık ateşte helvanın ağzı yarım kapatılır. Helva top top olmuşsa, kıvama gelmiş demektir. Pişen nişe helvasına kalan yarım bardak tereyağ ilave edilir. Helva ne kadar küçük toplar haline gelirse, o kadar güzel olur. Servis tabağına alındıktan sonra, güzel bir görüntü sağlanacak şekilde üzerine çekilmiş ceviz serpilir ve servise sunulur.



    Yapılışı
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 su bardağı buğday nişastası
  • 1.5 su bardağı su,
  • Çekilmiş ceviz
  • 1 su bardağı tereyağı
    Not: (Pekmezle yapılmak istenirse, yukarıda belirtilen ölçeğin yarısı kadar su yeterlidir).



  • Kereviç


    İç malzemelerin hepsini bir kapta karıştırın. Hamur malzemelerinin hepsini karıştırıp yumuşak bir hamur yoğurun. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp içli köfte gibi içini oyup iç malzemenizden 1-2 tatlı kaşığı doldurun. İçini doldurduğunuz hamurunuzun ağzını hafifçe kapatıp çok bastırmadan uçlarını birleştirin. Doldurduğunuz hamurun kapattığınız uçların karşı tarafına denk gelen kısmını fıstık içine batırıp fıstıklı tarafı içe gelecek şekilde kalıba koyun. Üzerine hafifçe bastırarak kalıbın şeklini verdirin (hafif bastırmaya dikkat edin, sert bastırırsanız piştikten sonra sert bir kereviçiniz olur). Yağladığınız Fırın tepsisine kalıptaki hamuru ters çevirip çıkarın.180 derece fırında üzeri pembeleşmeden çıkacak şekilde pişirin.




    Yapılışı
  • 1 tepeleme çay kaşığı tarçın
  • 1 su bardağı çekilmiş ceviz veya Antep fıstığı
  • 1/3 çay kaşığı karanfil
  • 2 kaşık şeker
  • Dışına kullanmak için 1 çay bardağı çekilmiş Antep fıstığı veya ceviz




  •  
  • Aldığı kadar un
  • 1 bardak pudra şekeri
  • 1 paket vanilya
  • 1 yumurta
  • 1 paket margarin



  •  Elmalı Kurabiye


    Yumurta, margarin, kabartma tozu, sıvıyağı, pudraşekeri, vanilya ve aldığı kadar unu karıştırıp, yoğurun. Elde ettiğiniz hamuru nemli bir bez ile örtüp 10 dakika dinlendirin. 
    Elmayı soyup rendeleyin tavaya alıp pişirin, içine şeker, ceviz ve tarçın ilave edip soğumaya bırakın. 
    Dinlenen hamurdan portakal büyüklüğünde parçalar koparın. Merdane ile açın.
    Küçük karelere kesin ve içine elmalı, cevizli harçtan koyun.  Karenin çapraz karşılıklı köşeleri ortaya doğru katlayın ve birbirine tutturun.  Yağlanmış fırın tepsisine dizip 180 derece ayarlı, önceden ısıtılmış fırında pişirin.
    Fırından çıkardıktan sonra pudraşekerine serpip, servis yapın.


  • 3 tane elma
  • 1 tatlı kaşığı tarçın
  • 1 su badağı dövülmüş ceviz
  • yarım su bardağı tozşeker



  • 1 paket margarin
  • yarım paket kabartma tozu
  • 2 adet yumurta
  • 1 kahve fincanı sıvıyağı
  • 1 çay bardağı pudraşekeri
  • 1 paket vanilya
  • aldığı kadar un



  •  Kaymaklı Tatlı

    Süt ve irmiği bir tavaya alıp ocağa alın, biraz karıştırarak katılaşana kadar pişirin. Soğumaya bırakın.
    3 adet yufkanızı tepsinizin boyuna göre ölçerek yuvaklak olarak kesin. Parçalarını bir kenara kestiğiniz 3 tane yuvarlak parçayı ayrı bir kenara alın.Tereyağını bir tavada eritin. Tepsinin altını sıvıyağ ile yağlayın(yanacağı için tereyağı kullanmıyoruz). Tepsiye dizeceğiniz yufkaları, altına ve üstüne tüm yuvarlak parçalar gelecek şekilde ve yufka katlarının aralarına eritilmiş tereyağı dökerek diziyoruz. Yufkalı katların ortasına gelindiğinde önce hazırlanıp soğutulan irmikli kaymağı eşit olarak yayıyoruz (soğuduğu sırada çok katılaştıysa biraz sütle açabilirsiniz) onun üzerine de toz fıstığı serpiyoruz. Biz tatlımızı kadayıf pişirecek aparat yardımı ile ocak üzerinde pişirdiğimizden her iki taraf ayrı ayrı pişti. Bu yüzden üste birşey sürmedik ama fırında pişirecekseniz eğer kurumaması için üzerine de bir fırça veya kaşıkla sıvıyağ sürmelisiniz.(Fırında pişirmeden önce tatlıyı dilimlemelisiniz) (Eğer ocakta pişiriyorsanız)alt taraf piştikten sonra aynı büyüklükteki ikinci tepsinizi de sıvıyağla yağlayın ve buna geçirip diğer tarafı da kızarana kadar pişirin. Tatlıyı dilimleyin.
    Piştiği sırada şerbetini hazırlayın. Şekeri bir tencereye alıp üzerine suyunu ilave edin. Kaynamaya başlayınca limon suyunu ekleyin ve 3-4 dk kaynatın.
    Şerbetli tatlılarda birinin soğuk birinin sıcak olması gerektiğini söylerler ama babam ikisi de sıcakken döküyorum ben dedi. Şerbetini çektikten sonra ikram edebilirsiniz.


    Kaymaklı Tatlı Malzemeler
  • 3 kaşık irmik
  • 150 gr. fıstık içi
  • 3 adet yufka
  • 1.5 bardak süt
  • 75 gr. tereyağı
  • sıvıyağ

  • Şerbeti İçin
  • 3 bardak şeker
  • 1.5 bardak su
  • Küçük bir parça limonun suyu


  • Dolama

      Üç yumurta tuz ile çırpılarak 1 çay bardağı su ilave edilir ve unla yoğrulur. Yoğurma sırasında hamurun üzerine hafif su serpilerek kulak memesi yumuşaklığına gelinceye kadar yoğrulur. Yoğrulan hamur kol kalınlığında 70'er gramlık parçalar halinde kesilir. Bu hamurlar yan çevrilerek üzerine nişasta serpilir ve avuç içiyle bastırılarak yoğrulur. Bu hamurlar merdane ile tabak şeklinde açılarak üstüne ve altına nişasta serpilir. Sonra bu hamurlardan 10 tanesi üst üste konarak baklava oklavası ile tepsi büyüklüğünde açılır. Bunların arasına nişasta atılır ve her biri 70 gramlık hamur rulo şeklinde üst üste sarılır ve kumaş topu haline gelen bu grup elle ovalanır.

    Yufkalar arsına nişasta konarak üst üste sağılır. Bu işlem 3 kez yapıldıktan sonra tezgaha yatırılır. Her 70 gr.lık hamur 200*120 cm halinde olmalıdır. Bu yufkalar 20*30 cm. ebatlarında kesilir. Kesilen her iki kat hamurun arasına iç fıstık serpilir. Bu parçalar oklavalara sarılır ve oklavada çıkarılır. Altı yağlanmış tepsiye kenardan başlayarak dizilir. Üzerine 600 gr. civarında eritilmiş sade yağ eşit olarak gezdirilir ve tepsi düşük ısıda fırına sürülür. Tepsi devamlı çevrilerek 25-30 dk. pişirilir. Fırından çıkan dolamaya sıcak kıvamdan 4 çorba kepçesi kadar dökülür ve düz bir zeminde 30 dk. soğumaya bırakılır. Dolama servise hazırdır.

    Kıvamın Hazırlanması; 500 gr. toz şeker ve 2,5 bardak su 103 derece ısıya gelinceye kadar kaynatılır.


    Dolama Malzemeler
    • 3 yumurta
    • 100 gr. nişasta
    • 1 kg. sert buğday unu
    • 10 gr. tuz
    • 700 gr. sade yağ
    • 1250 gr. antepfıstığı içi


    Şerbeti İçin
    • 500 gr. şeker
    • 3 çay bardağı su


     Şekerli Peynir Böreği

    Tereyağı eritilir ve diğer malzemelerle karıştırılır.  Hamur yoğurulup mayalanmaya bırakılır. Mayalanan hamurdan yumurtadan küçük bezeler koparılarak uzun pide hamuru (elips şeklinde)  şeklinde açılır.   Açılan hamurlar yağlanmış veya kağıt serilmiş tepsiye ikişer tane konur. Hamurun üzerine iki kaşık kadar peynirli içten konarak düzgünce yayılır. ( İçin miktarını zevkinize göre ayarlayın.)  Hamurun kenarları içe doğru 1-2 cm. katlanıp bastırılır ve uçlarına su sürülerek yapıştırılır. 200° de kızarana kadar pişirilir.

    Hamur İçin
    • 300 gr. un
    • Yarım paket yas maya
    • 1-2 kasik sıvıyağ
    • 1 tatlı kaşığı şeker
    •  1 çay kaşığı tuz
    • Yeterince su


    Üzerine
    • 250- 300 gr. lor veya tuzssuz herhangi bir peynir
    • 150 gr. şeker
    • 1 yumurta
    • 1 yemek kaşığı dolusu oda ısısında tereyağı


    Baklava

    Baklavanın Tarifinde yıllarını bu mesleğer adamış üstadlarımızın yanında bizim söyleyecek sözümüz olmadığından sözü saygıyla Bu işin erbabına bırakıyoruz.

    'Un tezgah üzerine daire şeklinde dökülerek ortası boş bırakılır.

    Üç yumurta, 10 gr. tuz ile çırpılarak az miktarda su ilave edilir ve unla birlikte yoğurulur.

    Yoğurma sırasında hamurun üzerine hafif su serpilerek, kulak memesi yumuşaklığında kıvama gelinceye kadar yoğurulur.

    Hamur fitil şeklinde uzatılarak iki parmak eninde kesilir (her biri yaklaşık 75-100 gr. arası olacak), el ile yassılaştırılır.

    Tekrar hafif nişasta serpilir üst üste konulur (6 adet veya 12 adete kadar çıkabilir) ve açılır.

    Bu hamurlar oklavayla kenarından ortasına doğru elle inceltilir. Hamurun yarı çapı 25-30 cm. olunca, elle nişasta seprilerek, hamur üst üste getirilir. Baştaki işlem 3 defa tekrarlanır. Hamur eni 60 cm boyu 120-140 cm kadar açılır. Açılan hamur baklava yapılacak tepsinin büyüklüğünde kesilir. Bunlar küçük oklavaya sarılır. İçinden en ince ve en pürüzsüz olanı yüzlük ve yüzlük altı olarak seçilir.

    Baklava yapılacak tepsiye ince bir kat yağ sürülür. Tepsi büyüklüğünde kesilen yufkadan oklavayla iki kat serilir. Bu işlem 12 veya 14 kat yufka serilene kadar devam eder. Daha önceden hazırlanmış krema halindeki kaymak tepsisinin ortasına dökülüp bıçak yardımı ile her tarafına yayılır (her tarafın eşit olması çok önemlidir). Üzerine çekilmiş fıstık serpilir ve üstü açılan yufka ile döşenir.

    Üstüne yüzlük diye ayrılan hamurdan 10-12 kat serilir. Aralarına yağ atılır. Kenarları düzeltilir. Keskin dilim bıçağı ile mekik, muska ve parmak kare şeklinde kesilir, eritilmiş sıcak yağ üzerine gezdirilir ve fırına verilir. Fırın 230-260 derece sıcaklıktadır. Fırında tepsiler devamlı yer değiştirerek çevrilir. Baklava 4-5 dakika sonra hazır olur. Hazır olduktan sonra dilim halinde kesilen yerlerin bıçakla arası açılır. Ateş üzerinde 2-3 dakika tutulur ve şeker verme işlemine başlanır. 1 kg. şeker 350 gr. su ile iyice kaynatılıp kıvam yapılır, kepçeyle üzerine sıcak olarak yavaşça yedirilir. Oynatılmayarak soğuyuncaya kadar bekletilir ve servise hazır duruma gelir. '

    Burhan ÇAĞDAŞ
    Not: Şeker kaynadığı yerde 105-110 derece arası olmalı ve kepçeyle bakıldığında hafif sünmüş olması gereklidir. Kaymağın hazırlanışı, 1 kg. süt ateş üzerinde kaynatılır. Sonra irmik yavaş yavaş boşaltılır devamlı karıştırılır ve soğumaya bırakılır.
    Not: Baklavaya fıstık yerine ceviz konursa cevizli baklava, fıstık veya cevizle beraber kaymak konmazsa kuru baklava, kesim şekline göre kare gibi kesilirse kare baklava, havuç dilimi gibi kesilirse havuç dilimi adlarını alır.




    Yapılışı
  • 1 kilo Baklavalık buğday unu
  • 3 Adet yumurta
  • 10 gram tuz
  • 50 gram nişasta
  • 1 kilo sade yağ
  • 500 gram  Antep fıstığı içi
  • 500 gram süt
  • 50 gram irmik
  • 750 gram şeker
  • 350 gram su.



  • ]]>
    2011-12-19 22:38:46antebi tanıyalım/Yemekleri --
    Antep Yemeklerinden Bazılarıhttp://ebay27.com/detail.php?id=52Gaziantep yemeklerinin lezzetli olmasının sebebi et suyu ve taş fırında pişmesidir.

    Haylan Kabağı Dolması

    Yapılışı

    Malzeme
    500 gr. yağlı kıyma
    3 kg. haylan kabağı
    2 su bardağı pirinç
    1 adet kuru soğan
    1 yemek kaşığı biber salçası
    1 baş sarımsak
    Karabiber, kırmızıbiber
    2-3 limonun suyu veya limon tuzu
    Yeteri kadar su, tuz

    Tarifi
    Kabakların kabukları kazınır ve içleri oyularak yıkanır. Bir kapta kırmızı biber, tuz, karabiber karıştırılarak kabakların içlerine sürülür. Diğer tarafta pirinç yıkanır, içine kıyma, ince doğranmış soğan, sarımsak, salça, karabiber, tuz, kırmızıbiber ve biraz limon suyu konarak iyice karıştırılır.

    Yapılan bu karışım her kabağın yarısına gelecek şekilde doldurulur ve ağzı bir dilim domatesle kapatılarak tencereye dizili ve ocağa konur. Kaynamaya başladığında ocak kısılır ve pişmeye bırakılır. Pişmeye yakın üzerine limon suyu yada suda eritilmiş limontuzu konur. Bir iki taşım daha kaynadıktan sonra ocaktan alınır. Yemek servise hazırdır.


    FİRİK PİLAVI


    Malzemeler
    1 kg. kemiksiz koyun eti (yağsız parça)
    1 kâse pilâvlık bulgur
    1 kâse firik
    1 yemek kaşığı biber salçası
    1 yemek kaşığı domates salçası
    1 su bardağı nohut
    Zeytinyağı
    Yeterince Su
    Karabiber
    Tuz

    Hazırlanışı
    Koyun eti bir tencereye konur, yıkanır, üstünü örtecek kadar suyla ateşe konur. Köpükleri üstüne birikince (kaynamaya başlarken) alınır. Tuz atılır. Akşamdan ıslatılmış nohutlar, domates ve biber salçası, karabiber ilâve edilir. Etler yumuşayıp yenecek hale gelince süzülür. Suyuna ayıklanmış bulgur ve firik atılır ve pişirilir (üstünü iki parmak geçecek kadar suyu olmalıdır). Suyunu çekip biraz demlendikten sonra yağı gezdirilir (bir çay bardağı). Nohutları karıştırılır. Etler kızgın yağ konulmuş tavaya atılarak her tarafları nar gibi kızartılır. Pilâv servis tabağına alınır. Üstü kızartılmış etlerle kapatılır. Turp - tere - çoban salata ayran gibi şeylerle servis edilir.

    Talimatlar
    Firik pilâvı kıymalı da olur. Yarım kg. kıyma kavrulur. 2 orta soğan doğranıp o da üstüne ilâve edilir. Soğanlar pembeleşince salçaları, karabiber ve tuzu ilâve edilir. Kaynamaya başlayınca (suyu konduktan sonra) Bulgur ve Firiği ilâve edilir. Suyunu çekince demlendirilip servis yapılır. Kıymalı Firik Pilâvı daha lezzetli olur.


    Ali Nazik


    Malzemeleri

    4 Tane Patlıcan
    3 çorba kaşığı margarin
    3 kahve fincanı un
    3 kahve fincanı süt
    2 kahve fincanı rendelenmiş kaşar peyniri
    250 gram yağsız kıyma
    4 tane domates
    4 tane sivri biber
    3 kahve fincanı et suyu
    Tuz

    Tarifi

    Önce patlıcanları ateşte közleyin.Pişince kabuklarını soyun ve bir çatal yardımıyla ile ezin. Geniş bir tavada 1 çorba kaşığı tereyağını eritin. Pembeleşene dek kavurun.

    Ayrı bir tavaya 2 çorba kaşığı margarini koyun. Küçük doğranmış soğanlari pembeleşene dek kavurun. Kıymayi ilave edin. 2-3 dakika sonra küçük doğranmış domatesleri, sivri biberleri, 3 kahve fincanı et suyunu ve tuzu ekleyin.
    10 dakika sonra ateşten indirin, beğendinin üzerine kıymalı harcı koyup, servis yapın.

    Ali Nazik, Antep yöresinin en meşhur yemeklerindendir. Yöresinde “Alenazik” olarak bilinen bu kebap, oldukça lezzetli bir taridir. Genenllikle kıymalı olarak sunulsa da kuşbaşı ile de servis edilebilir. Bazı restoranlar ana malzeme olarak tavuk kullanarak “veli nazik” adında bir benzerini de üretmişlerdir, fakat resmi tanınan bir yemek değil, şu an için lokal bir sunumdur. Aynı şekilde et yerine mantar kullanrak vejeteryan mutfağına da dahil edildiği olmuştur.

    Yemeğin en çok bilneni, ve makbulü, kıymalı olandır. Üzerine dövülmüş Antep fıstığı serpilerek sunum görselliği ve lezzet artırılabilir.



    Malhıtalı Köfte


    Malhıtalı Köfte Malzemeler

    Bir bardaktan iki parmak eksik ince bulgur (simit)
    1 bardak kırmızı mercimek ( malhıta)
    1 kuru soğan
    2-3 dal taze soğan
    3-4 diş sarımsak
    1,5 yemek kaşığı karışık salça ( Mutalaka karışık salça kullanın, yani hem domates hem tatlı hem acı biber salçası.)
    Bir demet maydanoz (bahteniz)
    Pulbiber, karabiber, tuz
    Yarım bardak kadar zeytinyağı


    Malhıtalı Köfte Yapılışı

    Mercimeği yıkayın ve üzerini geçecek kadar su ekleyin pişirmeye bırakın. Mercimek piştiğinde ocağı kapatın. Kıvamı lapa gibi olmalıdır. Kaşıkla mercimeği bastırıp suyunu almaya çalıştığınızda kaşığa bol bol su gelmemeli. Bu noktaya dikkat edin yoksa asla birbirini tutmayan vıcık vıcık bir köfteniz olur. Denemelerinizden sonra mercimeğin suyu fazlaysa paniklemeyin çaresi var. Hemen bir kepçe veya kaşık yardımıyla olması gereken kıvama gelene kadar mercimeğin suyunu tencerden alıp bir kaseye koyun. Bu işlem mercimeğin tadını azaltır ama en azından köfteyi kurtarır. Bunu yaşamamak için mercimeği çok değil az suda pişirin ve gerektikçe ilave edin. O suyu asla atmayın az tuz ilavesiyle harika bir içecek olur. Mercimeğin su miktarından emin olduysanız içine ince bulguru ve tuzunu atıp bulguru mercimeğe karıştırıp tencerenin ağzını kapatın. Bulgur şişene kadar siz yeşillikleri doğrayın ve servis tabaklarınızı elinizin altına hazır edin. Kuru soğanı minik minik doğrayın tavaya yağını ve soğanı koyup kısık ateşe koyun. Mercimeği ve bulguru tencreden bir yoğurma kabına boşaltın ve taze soğan sarımsağı katarak yoğurmaya başlayın. Bu arada ateşin üzerindeki yağı unutmaın ve soğanlar hafif pembeleşene kadar kavurun ve salçasını katın. salçayla da bir süre kavurun ve ateşten alıp köftenizin üzerine dökün. Maydanozları da ileve ederek malzemele bütünleşene kadar yoğurun. Elinizin altına biraz sıvıyağ alaın ve elinizin yapışmaması için elinizi arada bir yağa batırarak köftelerinizi sıkın.

    Mercimekli köfte çiğköfte gibi küçük sıkmala şeklinde olmaz bunu da hatırlatayım.


    Simit Aşı


    Simit Aşı Malzemeleri

    2 su bardağı su
    1 su bardağı simit
    1 yemek kaşığı karabiber
    1 yemek kaşığı kırmızıbiber
    2 baş doğranmış soğan

    Simit Aşı Yapılışı

    Soğanı inca ince doğrayıp yağ ile kavurun. Kavrulduktan sonra salça, tuz ve su ilave edilerek bir taşım kaynatılır. Sonra kaynayan karışıma simit (ince bulgur) ilave edilir. Normal pilavdan biraz daha sulu iken ocaktan alınır. Bir tavada yağ ısıtılır, içine kırmızıbiber konulur. Yağ ve kırmızı biber karışımı yemeğin üzerine dökülür. İstenildiği kadar karabiber de eklendikten sonra yemek servise hazırdır afiyet olsun...


    Mumbar


    Malzeme
    4 adet koyun mumbarı
    300 gr. orta yağlı kuzu kıyma
    2 bardak bulgur
    2 çorba kaşığı domates salçası
    2 yemek kaşığı pulbiber
    Yeterince tuz, karabiber, tarçın
    1 ince doğranmış soğan
    10 diş ezilmiş sarımsak
    2 bardak et suyu

    Tarifi
    Mumbarlar iyice yıkanarak tersi çevrilir. Tersi çevrilen mumbarlar tuzla iyice ovalanarak temizlenir. Temizlenen mumbarlar bir tencerede tuzlu suyun içinde 3 saat dinlendirilir. Kıyma, bulgur, salça, karabiber, tuz, tarçın, soğan, sarımsak karıştırılarak 10 dakika yoğurulur. Bu karışım bir huni yardımı ile mumbara doldurulur ve mumbarlar düdüklü tencereye dizilir. 2 bardak et suyu içine 1 kaşık salça ve biraz pulbiber, yeteri kadarda su konarak sos haline getirilir ve mumbarların üzerine dökülür. Kısık ateşte 30 dk. pişirildikten sonra servis yapılır.



    Dövme Aşı


    Malzeme
    500 gr. kemikli et
    2 bardak dövme
    1 bardak nohut
    1 baş soğan
    1'er yemek kaşığı domates ve biber salçası
    15 diş sarımsak
    2 yemek kaşığı yağ
    1 yemek kaşığı kırmızıbiber
    1 yemek kaşığı limon suyu
    Tuz ve yeterince su

    Tarifi
    Kemikli et doğranmış soğanla yağda soğanlar sararıncaya kadar sote edilir. İçine yeteri kadar su ve dövme konur, kaynatılır sonra, salçalar, nohut, tuz ve biber ilave edilir. Et ve dövmeler tamamen özlenerek pişince limon suyu konup karıştırılır, yüzü yağda kızdırılmış biberle süslenerek servis yapılır.


    Ekşili Ufak Köfte


    Malzeme
    Çorbası için;
    750 gr. parça et
    1.5 su bardağı nohut
    1 yemek kaşığı domates Sal.
    3-4 diş sarımsak-1 yemek kaş. biber salçası
    2 limonun suyu-Yeterince su
    Köftesi için;
    500 gr. yağsız kıyma-500 gr. simit
    2 adet kurusoğan-Tuz, karabiber, kırmızıbiber
    Yağ, nane

    Tarifi
    Simit önce su ile biraz ıslatılır. Soğanlar ufak ufak doğranır. Karabiber, kırmızıbiber ve tuz eklenerek iyice yoğrulur, (15-20 dk.) içine kıyma ilave edilir, köfte iyice yumuşayıncaya kadar yoğrulur. Köfteden bilye büyüklüğünde parçalar alınarak avuç içinde yuvarlanır. Diğer taraftan bir gece önceden ıslatılmış nohut ve et, halka şeklindeki soğan ile yumuşayıncaya kadar pişirilir. Salçası ve ekşisi konur. 2-3 taşım kaynatılır. Ayrı bir tencerede kaynatılan suya tuz konur ve bu suda yuvarlanmış köfteler pişinceye kadar kaynatılır. Pişen köftelerin suyu süzülür. Servis yapılacağı zaman köfteler, et ve nohutlu karışımın içine konur, biraz ısıtılır ve üzerine kızdırılmış yağ ile nane dökülüp servis yapılır.




    Domates Tavası


    Malzeme
    500 gr. iri kıyma
    2,5 kg. domates
    2 tane patlıcan (isteğe bağlı)
    100 gr. yeşil biber
    3 büyük soğan
    1 yemek kaşığı biber salçası (isteğe bağlı)
    Tuz,karabiber,yenibahar
    1 demet maydanoz

    Tarifi
    Kıyma ocağa konup suyunu salıp çektirdikten sonra, yağ ve doğranmış soğanı koyup sote edilir. Bu malzemenin içine ince kıyılmış yeşil biberlerde ilave edilip onunla da biraz daha kavrulur. Biber salçası da bu aşamada konur. Eğer konacaksa soyulup tavla zarından iri doğranmış patlıcanı da koyup sote etmeye devam edilir. Kabuğu soyulmuş, doğranmış, çekirdekleri çıkarılmış domateslerde ilave edilir. Tuzu ve karabiberi atılıp pişmeye bırakılır. Servis yapılırken üzerine ince kıyılmış maydanoz ve biberle süsleme yapılır.


    Şiveydiz


    Malzeme
    250 gr taze sarımsak
    250 gr kuzu eti
    500 gr süzme yoğurt
    2 adet yumurta
    50 gr un
    150 gr nohut
    1 paket margarin yağı
    10 gr tuz
    20 gr nane
    250 gr taze soğan

    Tarifi
    Tencereye kuşbaşı et konularak hafifçe tavlanır, tuz ve su ilave edilerek haşlanmaya bırakılır. Et piştikten sonra içine önceden haşlanmış nohut ilave edilir. Hafif iri ve çapraz şekilde doğranmış soğan ve sarımsak (baş kısımlarını hafif iri doğrayarak) et ve nohuda ilave edilir.

    Biraz piştikten sonra bir tencereye süzme yoğurt, yumurta ve un konularak hafif ateşte sürekli çırparak pişirilir. Piştikten sonra diğer tenceredeki malzemeyi yoğurda boşaltarak bir taşım kaynatıp ocağın altı kapatılır. Daha sonra bir tavaya yağ konulup kavrulduktan sonra içine nane katılarak yemeğin üzerine gezdirilir ve yemek servise sunulur. Not: bir gece önceden ıslatılmış nohut olursa et ile birlikte haşlanabilir. Margarin yerine sıvı yağda kullanılabilir. Gardaşımın En Çok sevdiği yemektir..

    Doğrama


    Doğrama Malzemeleri

    500 gr kuzu kuşbaşı
    1 su bardağı nohut (geceden ıslanmış)
    1 kg patlıcan
    2-3 sivribiber
    2 iri domates
    2 iri soğan
    1 yemek kaşığı biber salçası
    1 yemek kaşığı domates salçası
    limon tuzu, tuz, karabiberi nane
    1 baş sarımsak, zeytinyağı
    Doğrama Yapılışı

    Eti ve nohutu bir tencereye alıp üzerini 4-5 parmak geçecek kadar su ekleyin. Kaynayıp et köpüğünü bırakınca köpükleri alın, yemeklik doğranmış soğanı ve çok az suyla sulandırdığınız salçaları ilave edin. Kaynamaya bırakın. Bu arada patlıcanları kabuklarını soymadan fazla küçük olmayan küpler halinde doğrayıp geniş bir kaba alın. Üzerini geçecek kadar su ekleyip bir çorba kaşığı dolusu tuz katın . Bekletin, böylece patlıcanın acısı çıkar. Et ve nohutlar iyice pişince patlıcanı, kabuklarını soyduğunuz ve yemeklik doğradığınız domatesi ve küçük doğranmış biberleri ekleyin. Tuz ve karabiberi de ilave edin. Patlıcanlar piştikten sonra istediğiniz kadar limon tuzu (ben tepeleme 1 tatlı kaşığı kullandım) ve ezilmiş sarımsakları ilave edin. 1-2 taşım kaynatıp ocaktan alın. Ayrı bir tavaya biraz zeytinyağı alın, ısınınca içine 2 çorba kaşığı dolusu nane atın, fokurdamaya başlayınca ocaktan alıp yemeğin üzerine gezdirin. Afiyet


    Tike Kebabı (Kuşbaşı)


    Yapılışı

    Malzeme

    500 gr. kebaplık et
    100 gr. kuyruk
    3-4 diş sarımsak
    1 çorba kaşığı domates ve biber salçası
    2 çorba kaşığı zeytinyağı Kırmızıbiber, tuz, karabiber
    Tarifi

    Et ve kuyruk ceviz büyüklüğünde doğranır. Terbiyelemek için tüm malzemeler et ile bir kapta ovulur. Bir gece bekletilir. Daha sonra şişlere 4 et 1 kuyruk saplanarak orta harlı mangalda pişirilir. Sıcak olarak servis yapılır.



    ]]>
    2011-12-19 21:20:41antebi tanıyalım/Yemekleri --
    Sorunları Yönetmekhttp://ebay27.com/detail.php?id=51Sorunları Yönetmek başlığını  Sosyal Mühendislik kategorisine seçmiştim aslında ancak sonradan karar değiştirdim. Direk SM ile ilgili olmasın  Evet sorunları yönetmek nedir hayatta ? Ne demektir ? Bir kaç gündür bunu düşünüyorum. Sosyal varlıklar olarak iş hayatı, ev hayatı, arkadaş ilişkileri vs derken bir çok sorunlar ayrı zamanlarda yada birkaçıyla aynı zaman diliminde mücadele etmek durumunda kalabiliyoruz.


    Geçirdiğim son bir ayda ard arda gelen problemlerle karşılaştığımdan ” Sorunları Yönetmek ” başlığı oluştu kafamda. Birden birçok sorunun içinde bulmuşken kendinizi Sorunları Yönetmeyi bilmiyorsanız, işler içinden çıkılamaz bir hal alıyor. Tecrübeyle sabittir 

    SORUNLARI YÖNETMEK

    • Birden fazla problem kafanızı kurcalarken ve çözüm yolu ararken dahi işlerinizi yürütebilmek…
    • Gün boyu beyninizi kemiren, strese yol açan düşünceler içinde de olsanız önemli işlerinizi yapmaktan geri kalmamalı.
    • Çözüm arayışı içinde olmalı tabi, rahat bir nefes ve daha az stresli günler için gerçekçi ve doğru çözümler geliştirmeli.
    • Yaşanılan sorunlar dışındaki ilişkiler ve yapılması gerekenler unutulmamalı bence.
    • En önemlisi ise sorunlardan kaçarak sorunları yönetemezsiniz.
    • Sorunlar ancak yanlış yapma korkusu olmadan üzerine gidilerek çözülebiliyor.
    • Birde umursamamak var. Sizde benim gibi bazı şeyleri ve bazı insanları gereğinden fazla umursar, muhatap alırsanız boş yere strese yaşayabilirsiniz. Aslında “umursamamak” bazen çok rahatlatıyor :)

    Sizlerde bu konuya yaşam tecrübelerinizden yararlanarak yorumlarınızda katkıda bulunabilirsiniz.
    Bu şekilde maddeleyerek son zamanlar yaşadıklarımdan Sorunları Yönetmek adına çıkarımları yazmak istedim.

    ]]>
    2011-12-18 21:13:11sosyal medya/socials 1 --
    Evrensel Sosyal Mühendislikhttp://ebay27.com/detail.php?id=50Biraz polisiye ve macera romanı okuduktan ve dünya gündemini şöyle bir değerlendirdikten sonra aklıma evrensel boyutta sosyal mühendislik başlığı geldi.  Sosyal mühendislik nedir? Dediğimizde herkes iyi kötü bir tanım yapacaktır. Sanal bazda hacking, dolandırıcılık boyutunda bilinirken reel ve kişisel bazda aldatma, ikna etme yöntemlerinin hepsi sosyal mühendislik kavramının içine girmektedir. Öyle ki dünyanın gelmiş geçmiş en etkili hackerlerinden biri olan Kevin Mitnick Aldatma Sanatı adlı kitabında tecrübe ettiği birçok SM yöntemini bizlerle paylaşıyor.  En büyük güvenlik açığı olan “insan” dan bu derece faydalanan bir alan olan SM ‘nin şimdi birazda evrensel boyutta neler yaptığına bakalım.

    Evrensel boyutta sosyal mühendislik derken neyi kastediyorum?

    SM ‘nin evrensel boyutlara taşınması demek birçok ülkeyi ve toplumlarını etkisi altına alan ve yönlendiren çalışmaların projelerin üretilmesi demektir. Öyle bir proje öyle bir sistem geliştireceksiniz ki yüz milyonları etkiniz altına alabilecek ve hatta kontrol altında tutabilecek ya da takip edebileceksiniz.

    Sizce bu mümkün mü?

    Bakalım böyle bir şeyin imkânı var mı? Bizzat yaşadığımız ve tecrübe ettiğimiz sanal ortam uygulamalarına ve sosyal platformlara bir göz atalım isterseniz. Mark Zuckerberg  ‘in Facebook ‘u ( ya da ABD ‘nin mi deseydim?) İle başlayalım.


    İlk olarak kendinize facebook üzerinde günde kaç saatinizi harcadığınızı sormanızı istiyorum. Biz mi facebook ‘u kullanıyoruz yoksa facebook mu bizi kullanıyor? Sorusuna bu şekilde bir yanıt bulabiliriz. Ülkemizde ve tabi birçok ülkede insanların yaşam tarzlarının ve özel hayatlarının vazgeçilmezi haline gelen bir sosyal ağdan bahsediyoruz. Öyle bir hal aldı ki ayrılıklara sebep olan aşklara başlangıç yapılan duyguların ve hislerin kenara atılıp robot tarzı hayatı benimsetti onbinlerce insana. Özgürlüğünü facebook penceresinin içinehapseden insanlar yok değil. Tabi facebook ilk başlarda böyle değildi. Aslında gayet basit bir amaçla genç arkadaşımızın sevgilisinden intikam alması amacıyla bir fikri çalarak geliştirmesi ile başlıyor. Buraya kadar herşey iyi güzel. Ancak sonrasında arkaplanda büyük işler dönmeye başlıyor. Avuç kadar bir kartopuyken şehirleri yutan bir çığ halini almaya başlıyor. Nasıl mı? Biraz araştırdığınızda arkasında ABD ‘nin dev şirketlerinin olduğunu görebilirsiniz.

    Amerikanın devlet olarak facebook  neden bu kadar sahip çıktığını ve neden önünü açtığını hiç düşündünüz mü ?

    Eshalon sistemini artık duymayan kalmadı. Yani Amerikan ‘ın tüm dünyadaki kitle iletişim araçlarını dinlemesini sağlayan fevkaladenin fevkinde bir takip ver yer tespit sistemi. Peki şu an facebook ne yapıyor? Yavaş yavaş gelen güncellemeler ile artık insanların bulundukları konumları tabir yerindeyse “nokta atışı” ile saptayabiliyor. Ve bunu insanlar kendi istekleri ile veriyorlar sisteme.

    Yani kimse bizi bizden habersiz izlemiyor. Şu an kullanıcı sayısı 100 milyonları aşan bu sistem tüm dünya üzerinde birçok ülkenin toplumlarını esiri altına almış durumda. Ülkemizde öyle bir hal aldı ki devlet dairelerinde memurların işini aksattıkları için yasaklandı. Öğrencilerin üniversitelerde derste girdikleri için kampüs ağlarında yasaklı hale getirildi. Yasaklı hale getirilmesi iyi midir? Tabi ki iyi değil. Bu insanların bilinçli bir kullanıcı olmadığını hatta kullanan değil kullanılan olduğunu gösterir. Bunun yerine okullarda ve devlet dairelerinde internet kullanımı üzerinde bilinçlendirme eğitimleri verilmesi daha uygundur diye düşünüyorum.

    İşte size sosyal mühendisliğin en büyük örneğinden bahsettim. Biraz felaket senaryosu birazda komplo teorisi gibi olsa da yadsınamaz bir gerçek varsa bu da hayatımıza giren sosyal ağların kontrollü kullanmadığımız anda bizi kontrol altına aldığıdır.

    Vakit ayırdığınız için teşekküler. emrekarablt

    ]]>
    2011-12-18 20:59:32sosyal medya/socials 1 --
    Kurumsal Alanda Sosyal Mühendislik Saldırılarından Korunmahttp://ebay27.com/detail.php?id=49İş arkadaşlarınız ya da biriminizde çalışan kişiler de aynı şekilde dikkatli mi?
    Bu konuda güvenliği ancak hep birlikte dikkatli davranarak sağlayabiliriz.
    Bu amaçla kurumsal olarak eğitimler düzenlemek ve farklı tedbirler almak gerekir.

    Tüm kurum personeline belli periyotlarda eğitim verilmesi

        Prosedürlerin ve uygulamaların önemi
        Bilgisayara giriş ve şifre güvenliği
        Bilgisayarda donanım ve yazılım değişiklikleri yapma
        Dizüstü bilgisayar kullanımı
        Dosya erişim ve paylaşımı
        Yazıcı kullanımı
        Taşınabilir medya kullanımı

        Virüsten korunma
        İnternet erişim güvenliği ve 5651 sayılı kanun
        E-posta güvenliği
        Yedekleme
        Bilgisayar güvenlik olayları ihbarı
        Sosyal mühendislik

    Sürekli bilinç programı kapsamında kurumun iç web sayfasından alınabilecek önlemler

    •     Bilgi güvenliğiyle ilgili karikatürler,
    •     İpuçları koyma,
    •     Ayın güvenlik çalışanının resmini asma,
    •     Bülten panolarına duyurular asma,
    •     Çeşitli bilgi güvenliği posterleri asma,
    •     Hatırlatma amaçlı e-postalar gönderme,
    •     Bilgi güvenliğiyle ilgili internet sitelerinin takibi,
    •     Broşürler dağıtma
    •     Güvenlikle ilişkili


    Kurumda risk analizi çalışmalarının yapılması

    1.     Kurumun bilgi varlıkları, bu varlıklara gelebilecek tehditler ve bu tehditlerin oluşturabileceği zararların tespit edilmesi.
    2.     Kurumda veri sınıflandırması çalışmaları yapılması.

    Kurumda çalışan kimliğinin tespiti sürecinin oluşturulması


    1.     Personel kimlik kartlarını tüm çalışanlar yakalarına takmalıdırlar.
    2.     Kurumda bilgi güvenliği olay müdahale ekibi ve olay bildirme merkezi kurulmalıdır.
    3.     Kurumda periyodik olarak bilgi güvenliği testleri yapılmalıdır.
    4.     Antivirüs yazılımları mutlaka tüm bilgisayarlara kurulmalı ve tanım dosyası güncel tutulmalıdır.
    5.     Çöpe atılması gereken kurum için önemli dokümanlar, kırpıcılardan geçirilmelidir.
    6.     Bilgisayarlarda şifre korumalı ekran koruyucular kullanılmalıdır.
    7.     İşten ayrılan çalışanların uyması gerekenleri içeren prosedürler hazırlanmalıdır.
    8.     Kuruma ziyaretçi olarak gelen kişilerden kimlik alınmalı ve kurum içerisinden bir çalışan bu kişiye refakat etmelidir.
    9.     Kurumda mutlaka ve mutlaka güçlü şifreler kullanılmalı ve bu şifreler kesinlikle bir yerlere yazılmamalı ya da başkalarıyla paylaşılmamalıdır.

    ]]>
    2011-12-18 20:47:45sosyal medya/socials 1 --
    Kredi kartında sosyal mühendislik vurgunu http://ebay27.com/detail.php?id=48çökertmesinden sonra gözler 'bilişimdeki yeni yöntemlere' çevrildi.
      Kredi kartında yei tuzak 

    İstanbul Bilişim Polisi, kimlik bilgilerine ulaştıkları vatandaşların hesabından yüzbinlerce lira para çeken bir şebekeyi ortaya çıkardı. Şebeke "sosyal mühendislik" yöntemini kullanıyordu. İşte o yöntemin ayrıntıları.

    Bilgisayar kullanıcılarının güvenlik açıklarından faydalanılarak kişilerin tüm bilgilerine ulaşılması bilişim dünyasında böyle adlandırılıyor. İstanbul Bilişim Polisi’nin ortaya çıkardığı şebeke de bu yöntemi kullanıyordu. Polisin uzun süren takibi sonunda 10 kişi gözaltına alındı.

    Zanlıların banka hesabını boşaltmak istedikleri kişilerle ilgili bilgilere ulaşmak için kullandıkları ilk yöntem kendilerini rütbeli asker, doktor ya da polis olarak tanıtmak.

    Actionscript Code

    Örneğin kendini doktor olarak tanıtan dolandırıcı, adına kart çıkarmak istediği kişinin kaza geçirdiğini söyleyerek nüfus müdürlüğünü arıyor. "hasta ameliyatta, acil kimlik numarası gerekiyor" diyerek istediği bilgiye ulaşıyor.



    Ardından da sosyal mühendislik yöntemiyle bilgisayar üzerinden kişinin diğer bilgilerine ulaşıyor. Ve adına yüksek limitli kredi kartı hazırlatıyor.

    Bir çok banka şubesi müşterilerine ait hesaplarının boşaltıldığını ve onların bilgisi olmadan kredi kartlarından harcama yapıldığını farketti. Bunun üzerine başlatılan takipte polis aynı suçtan 2005 yılında yine gözaltına alınan cemal y. adındaki zanlıya ulaştı.

    Zanlı cemal y.'nin üzerinde jandarma üsteğmen kimliği bulundu. Bu yöntemlerle bugüne kadar beşyüz bin tl haksız kazan elde eden 10 kişi adliyeye sevk edildi.
    Ntv
     ]]>
    2011-12-18 20:44:34sosyal medya/socials 1 --
    Şiir ile insanlığa haykırıhttp://ebay27.com/detail.php?id=46 Yarın, Düşmanım olmaz benim
    Yaşananların hatırı hep saklı kalır,
    Hatırları hep sorulur selamları hep alınır…


    Sildiklerim vardır bir de,
    onlar yanlışlarım ve pişmanlıklarımdır
    Adları anılmaz, hatırları sorulmaz,
    Sadece beddualarımdır


    Vicdanla birlikte
    Şeref ararım ben sevdiklerimde.
    Her zaman doğru değildir elbet seçimlerim
    Zaman gelir şerefsizleri de severim


    Her yerde gözüm kulağım vardır benim
    “Eksik söylemek yalan söylemek değildir” mantığındaki Beni değil, kendilerini kandırırlar yalnızca ..
    Bilmezden gelişlerim, aptala yatışlarım
    Kaybetme korkumdan değil,
    Karşımdakilerin yalan söyleme potansiyallerine olan merakımdandır…


    İnkar olmaz benim hayatımda
    Yaşananı, “yaşanmamış” saymam
    Sayanları da SAYMAM
    kelimelere sığmaz,
    Sayfalar sürer beni anlatmak,
    Ama ne kadar anlatılırsa anlatılsın
    Yaşayan bilir beni, yaşamayan anlamaz .....

    Hayatını dogru yaşarım
    İnsanlar ne dermiş aldırış etmem
    Yukarısı biliyor ya  Ahmet veya Mehmet bilse ne yazar
    Hayattan kopmam beni küstürmeye çalışanları sevindirmem

    ]]>
    2011-12-18 18:12:12haykırış/haykır --
    Facebook ve Tehlikeleri: Sosyal Mühendislikhttp://ebay27.com/detail.php?id=45Sosyal Mühendislik (Social Engineer) ilk olarak hayatımıza ünlü bilgisayar korsanı Kevin David Mitnick’in kullandığı numara olarak girdi hayatımıza. Mitnick yakalanıp hapise atıldıktan sonra yazdığı “Aldatma Sanatı” isimli kitapta Sosyal Mühendislik ve İkna Sanatıyla ilgili çok güzel bilgiler verdi bizlere.


    Son zamanların en popüler Hacking yöntemlerinden birisi olan Sosyal Mühendislik, kısaca; karşı tarafın zaaflarından yararlanarak ve o’nu bazen tatlı bir dille, bazen etkileyerek, bazen korkutarak, bazen de olayın içindeki kişilerin isimlerini referans olarak kullanarak ikna etmek ve ikna  neticesinde Bilgi, Şifre vb. gizli bilgilere erişme sanatı.


    Bu yöntemleri en çok kullanan kişiler arasında tabii ki Bilgi ve Veri casusu Hackerler geliyorlar. Daha sonra ise


     Profesyonel Casuslar, Dedektifler ve Kişisel hedefleri olan art niyetli kişileri sıralayabiliriz.


    Dünya’nın en büyük Sosyal ağ portalı olan Facebook, Sosyal mühendislik tekniklerini kullanarak bilgi edinmek ve edinilen bilgileri illegal yöntemler için kullanmak açısından oldukça elverişli bir ortam sağlıyor. Öyle ki bu durum, Facebook kullanıcı olup Güvenlik ve Gizlilik Ayarları doğru yapılandırılmamış kişilerin Banka Bilgileri, Nüfus Bilgileri vb. daha bir çok önemli bilgilerinin çalınması ve neticede dolandırılmaları ya-da dolandırıcılıklara alet edilmeleri ile sonuçlanıyor.


    Facebook vb. Sosyal Portallara üye olurken doldurduğumuz Profil bilgilerimiz zararsız gibi görünse de yukarıda saydığımız Hacker, Profesyonel Casuslar ve Kişisel Düşmanlar tarafından Sosyal Mühendislik Yöntemiyle elverişli bir şekilde kullanılabiliyor. 



     
    Sosyal Mühendislikle uğraşan kötü niyetli bu kişiler ellerinde sizlerle ilgili var olan bilgilerin eksik yanlarını çok kolay bir şekilde Facebook üzerinden edinerek çok ciddi zararlar verebiliyorlar. Türkiye’de resmi işlemler dahil olmak üzere bir çok işlemde (bankacılık ve kredi kartı işlemleri dahil) Adınız Soyadınız, Doğum Tarihiniz, Doğum Yeriniz ve T.C. Kimlik numaranız istenir. Bu isteklerin arasına artı bir istek olarakta güvenlik işlemine tabii tutmak açısından “ANNE KIZLIK SOYADI” istenmektedir.



    Hedef alınan kişilerin Adı Soyadı, Doğum yeri, Doğum tarihi ve yine belli Sosyal Mühendislik teknikleri kullanılarak T.C. Kimlik NO’su bulunsa bile ANNE KIZLIK SOAYDINI bulmak diğer saydığım maddeler kadar kolay değildir. Tabii ki bu işin mantıklı olarak düşünüldüğü zaman ilk akla geleni. Ancak mantığımızı biraz daha zorlarsak Facebook’a üye olan birisinin ANNE KIZLIK SOY ADI BİLGİLERİNE çok kolay bir şekilde ulaşılabildiğini anlayabiliriz.


    Nasıl mı ? Kişinin Bekar Teyzesi ya-da Dayısı ya-da yine Annesi tarafından yakın bir akrabası, Kişinin ANNE KIZLIK SOY ADINI kullanacaktır.

    Kötü niyetli kişiler, Facebook gibi Sosyal Portallar üzerinden kişilere sahte isimlerle arkadaşlık teklifi göndererek onların arkadaş Network’üne dahil oluyor ve kişilerin yakın akrabalarının soy isimlerini taramaya başlıyorlar. İlk hedef olarak tabii ki kişinin Dayısı ve Teyzesi baz alınıyor. Böylece Bankacılık, Kredi kartı ve bir çok resmi işlemde kullanılan “ANNE KIZLIK SOY ADI” Güvenlik seçeneği ortadan kaldırılmış oluyor.

    Peki FacebookKullanıcıları Önemli Bilgilerini Casuslara Vermemek İçin Ne Yapmalı ?

    Tabii ki bunun da yol ve yöntemleri var ;


     
     * Dayı, Teyze ve Anne Kızlık Soy adı taşıyan diğer akrabalar ile Facebook üzerinde Yakınlık Derecenizi belirtmeyin,
    * Resmi işlemlerde ve Bankacılık İşlemlerinde sizlerden istenen Doğum Tarihi, Doğum Yeri vb. kriterleri Facebooktaki Profil alanınızdan kaldırın,
    * Facebook Güvenlik ve Gizlilik Ayarlarını en yüksek seviyeye çıkartın.
    *Tanımadığınız kişilerin Arkadaşlık Tekliflerini kabül etmeyin.
    * Facebook üzerinde 3’ncü kişiler tarafından yapılan Poker, Okey gibi çeşitli uygulamaları barındıran seçenekleri Profilinize eklemeyin ve bu tip Uygulamaların çalıştığı yerlere giriş yapmayın. Bu uygulamalar Korsanlar tarafından hack edilebilir olduğundan dolayı Profil bilgilerinizi kısıtlasanız bile korsanların eline geçmektedir,



    Yazımıza son verirken, Son sözü yine Güvenliğe vurgu yaparak bitirelim, Daha güvenli Sosyal İletişim için Facebook ve diğer Sosyal Portalları sizin aleyhinize kullanabilecek bilgiler ile donatmayın.

    ]]>
    2011-12-18 16:52:03sosyal medya/socials 1 --
    Sosyal Mühendislik ve Önemsenmeyen Veriler http://ebay27.com/detail.php?id=44 21. yüzyılın en önemli buluşlarından biri de hiç şüphesiz bilgisayardır. Bilgisayarlar hayatımızın her alanında kendisine yer bulmuş ve vazgeçilmezimiz olmuştur. Bilgisayarın gelişimi o kadar hızlı olmuştur ki donanım, network, sistem, yazılım, güvenlik gibi birçok dala ayrılmış ve her dal kendisine has bir gelişim sürecine girmiştir.

    Bilgisayarların birbiriyle iletişim kurma ihtiyacıyla doğan “İnternet” her şeyi ayağımıza kadar getirmektedir. İnternet kullanımı her geçen gün hızla yaygınlaşmakta ve beraberinde de teknolojide büyük gelişmelere imkân sağlamaktadır.

    BTK tarafından yayınlanan 2011 1.çeyrek raporuna göre geniş bant kullanıcı sayısı 9,1 milyona ulaşmıştır. 2003 yılında sadece 18.604 geniş bant İnternet abonesi bulunmaktayken, sekiz yılda yaklaşık 490 kat artarak 2011 yılı ilk çeyreği itibariyle 9,1 milyona ulaşmıştır. İnternet bize birçok kolaylık sağlamakla birlikte, İnternete açık her bilgisayar aynı zamanda sanal saldırılara hedef olabilme potansiyeline de sahiptir.

    Bilgisayar teknolojileri önceleri seneden seneye gelişim gösterirken artık 2-3 ayda bir yeni teknolojilerle tanışıyoruz. Önceden bir şifreyi kırmak için süper bilgisayarlara ihtiyaç duyulurdu. Şimdi CUDA teknolojisiyle GPU ile donatılmış bir sistem ile zayıf şifrelerin kırılması saniyeler almakta. Hal böyle olunca hem bilgisayar korsanlığı (hacking) hemde güvenlik (security) çözümleri günden güne hızla gelişimini sürdürmektedir.

    Bu sistemler ne kadar gelişirse gelişsin sistemi yöneten insanoğlu bilinçlendirilmediği sürece zafiyet ve bunun sonucunda da korkutucu senaryo olan veri hırsızlığının yaşanması kaçınılmazdır.

    Sosyal mühendislik nedir?

    İnsanoğlunun zaaflarını kullanarak istediğiniz bilgiyi, veriyi elde etme sanatına sosyal mühendislik denir.

    Yöntemleri?

    Sosyal mühendislikte yöntemler verinin kaynağına, verinin gizliliğine, verinin nasıl korunduğuna göre değişmektedir.
    İyi bir sosyal mühendis anlık analiz yaparak ya da uzun zamanlı bir araştırma ile ilgili senaryoyu bilgisi ve hayal gücüyle tasarlar ve uygulamaya koyar.
    Sosyal mühendislikte metodlar uygulanacağı kriterlere göre değişmektedir. Kurbanın merakı, vicdanı,  inancı, güveni, acıma duygusu, zaafları( makam, mevki, hırs, para, cinsellik, ego) gibi duygularını kullanarak veri hırsızlığı yapılabilir.

    Örnek Senaryo:


    Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan personelin eğitimi için belirli eğitim kurumlarıyla anlaşılmakta ve eğitimler alınmaktadır. Bu eğitimler sırasında hazırlanmış bir anket ile kurum ve çalışanlar adına birçok veri toplanabilmektedir.

    Saldırının Anatomisi

    •    Konu
    •    Senaryo Amacı
    •    Senaryo
    •    Kırılma anı

    Konu: Kurum Bilgi Güvenliği Çalışanlarının Eğitimi ve Sosyal Mühendislik İle Veri Toplama

    Senaryonun Amacı: Bir eğitmen tarafından bir kamu kuruluşunun kullandığı firewall bilgileri, sunucu bilgileri, sunucu işletim sistemi bilgileri, kullanılan güvenlik yazılımları, saldırı tespit sistemleri ve güvenlik adına her şey sorularla öğrenilebilir. Burada amaç bir saldırı öncesi işimize yarayacak tüm verileri, kişileri şüphelendirmeden almaktır.

    Senaryo:

    Eğitmen: Eğitime başlamadan önce kimin ne bildiğini bilmek istiyorum. Bu anketi yaparak özellikle hangi konulara daha fazla ağırlık vermem gerektiğini anlayarak sizlere daha sağlık bir eğitim verebileceğim.  Ayrıca eğitimlerimiz uygulamalı olacağından kullandığınız cihazlar üzerinde örneklemeler ve uygulama yapmak eğitim verimliliğimizi arttıracaktır. Lütfen herkes anketi eksiksiz bir şekilde doldursun.

    Anket Soruları:

    • Daha önce böyle bir eğitim aldınız mı?

    • Mevcut sertifikalarınız nelerdir?

    • Bildiğiniz yazılım dilleri nelerdir?

    • Kurumunuzda kaç yıldır çalışıyorsunuz?

    • Kullandığınız firewall var mıdır? Varsa hangi marka ve sürüm nedir?

    • Kullandığınız saldırı tespit ve engelleme cihazlarınız var mı? Hangi firmanın ürününü kullanıyorsunuz?

    • Güncel Exploit ‘leri takip edip yamaları yapıyor musunuz?

    • Daha önce bir saldırı yaşadınız mı?

    • Bir saldırı senaryonuz var mı?

    • Daha önce bir saldırıya katıldınız mı?

    • Log yönetimi konusunda bir biriminiz var mı?

    • 27001 kapsamında ne gibi çalışmalarınız var?

    • Kurumunuz bir saldırıya uğradığında loglarınız size yardımcı olabilecek kadar kapsamlımı?

    Kırılma Anı:

    Yapılan anket kurnazca hazırlanmış olup soruların hazırlanışı ve soruların anketteki sırası sizleri şüphelendirmeyecek şekilde tasarlanmıştır.

    Eğitim kurumunun yapacağı ANKET ile sizi daha iyi bir bilgi seviyesine çıkartacağını düşünüp, eğitim alırken eğitmenin bu gibi bilgilere ihtiyacı olduğunu varsayarak kurumunuza ait en kritik bilgileri üçüncü şahıslarla paylaşmış olursunuz.

    Bu verdiğiniz bilgiler kurumunuza yapılacak olası bir saldırıda kötü niyetli kişilere rehber olma niteliği taşır. Sizin hangi güvenlik duvarını kullandığınızı, kullandığınız güvenlik duvarının sürümünü, kullandığınız anti-virüsü vb. saldırıda ihtiyacı olacak tüm bilgileri öğrenerek yapacağı saldırıyı bu bilgilere göre planlar.

    ALINMASI GEREKEN ÖNLEMLER


    • Kurum çalışanları Bilgi Güvenliği Farkındalığı konusunda eğitilmelidir.

    • Kuruma ait önemli verileri ve kurum bilgi güvenliğini tehlikeye atabilecek her türlü bilgiyi kimseyle paylaşmamalıdırlar.

    • Eğitim alacağınız kurum ya da eğitmen kim olursa olsun vereceğiniz bilgilerin bir kamu kuruluşuna yapılacak olası bir saldırıda kullanılabileceğini göz önünde bulundurun.

    Unutmayınız ki kullandığınız bütün güvenlik önlemlerini ve sizin ne bildiğinizi bilen bir saldırgan, saldırı senaryosunu bu bilgiler ışığında yaparak size verebileceği en büyük zararı vermeye çalışacaktır.

    ]]>
    2011-12-18 16:36:46sosyal medya/socials 1 --